İbrahim Kalın yayınını kıskanmak: Türkiye’de basının zor halleri

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Deutsche Welle’de gazeteci Tim Sebastian’ın sorularını yanıtlarken izlediğimde doğrusu meslektaşımı kıskandım.

Soruş şeklini değil gerçi; bu anlamda Kalın’ın kendisini, agresif üslubu belli olan Sebastian’ın karşısına çıkmasını cesurca dahi buldum. Ama İbrahim Kalın, ya da herhangi bir devlet yetkilisi Türkiye’de bu soruları soracak bir gazetecinin karşısına çıkar mıydı? Çıkacak olsa, bu mülakatı yayınlayacak bir kanal bulunur muydu? Bulunacak olsa, o kanalın ve o gazetecinin başına sonradan ne gelirdi? O TV kanalının sahibi siyasi baskı altına alınır, o program kaldırılır, kanal RTÜK tarafından ağır cezalarla yıldırılır, hatta doğrudan kapatılır mıydı? Gazetecinin başına ne gelirdi? Hapis mi? İşsizlik mi? ikisi birden mi?

Bunları düşünürken haber sitesi T24’ü on yıl önce kurup bugüne getiren Doğan Akın aleyhine “FETÖ’ye yardımcı olmak” suçlamasıyla dava açıldığı haberi geldi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Halkbank ile hatırladık: ABD ile kriz devam ediyor 22 Ocak 2020 | 5.044 Okunma Ekonomi ve siyasette dipten gelen dalga 21 Ocak 2020 | 6.404 Okunma Libya’da mutabakat var da, Erdoğan Berlin’den neden erken ayrıldı? 20 Ocak 2020 | 10.548 Okunma Libya: kazananlar, kaybedenler ve son durum 13 Ocak 2020 | 6.706 Okunma Çalışan Gazeteciler Günü’nün nesini kutlayalım? 10 Ocak 2020 | 4.020 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar 1 yorum