İbrahim Kalın yayınını kıskanmak: Türkiye’de basının zor halleri

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Deutsche Welle’de gazeteci Tim Sebastian’ın sorularını yanıtlarken izlediğimde doğrusu meslektaşımı kıskandım.

Soruş şeklini değil gerçi; bu anlamda Kalın’ın kendisini, agresif üslubu belli olan Sebastian’ın karşısına çıkmasını cesurca dahi buldum. Ama İbrahim Kalın, ya da herhangi bir devlet yetkilisi Türkiye’de bu soruları soracak bir gazetecinin karşısına çıkar mıydı? Çıkacak olsa, bu mülakatı yayınlayacak bir kanal bulunur muydu? Bulunacak olsa, o kanalın ve o gazetecinin başına sonradan ne gelirdi? O TV kanalının sahibi siyasi baskı altına alınır, o program kaldırılır, kanal RTÜK tarafından ağır cezalarla yıldırılır, hatta doğrudan kapatılır mıydı? Gazetecinin başına ne gelirdi? Hapis mi? İşsizlik mi? ikisi birden mi?

Bunları düşünürken haber sitesi T24’ü on yıl önce kurup bugüne getiren Doğan Akın aleyhine “FETÖ’ye yardımcı olmak” suçlamasıyla dava açıldığı haberi geldi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Alaturka Kremlinoloji ve Erdoğan’ı anlama çabası 26 Mart 2020 | 6.708 Okunma Korona-kriz hakkında söylenmeyenler, bilmediklerimiz 25 Mart 2020 | 9.343 Okunma Tokyo Olimpiyatları koronaya rağmen iptal edilmiyor 20 Mart 2020 | 3.487 Okunma Salgına hazırlıklı yakalandığımıza inanan var mı? 20 Mart 2020 | 8.028 Okunma Üç zor hafta, ama gerekli: kurallara uyalım 19 Mart 2020 | 5.340 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar 1 yorum