Yalanla yaşamak!

Dostoyevski'yi birkaç arkadaşıyla birlikte bir bildiriye imza attı diye gözleri bağlı bir halde idam mangasının karşısına çıkardılar. Son anda Çar'ın affı yetişti imdadına, idamdan kurtuldu...

Ölüme gidip gelmiş olması bilincinde derin yaralara yol açtı. O zamana kadar sahip olduğu “solcu” fikirlerinden vazgeçti, koyu bir dindar oldu. Bir zamanlar içinde yer aldığı arkadaşlarının el birliğiyle yaptıkları bir “iç infaz” hadisesini, çokça da onlarla hesaplaşmak için benzersiz bir romana, “Cinler”e konu yaptı. Hiçbir kahramanını yüceltmeden veya yerin dibine batırmadan çıplak gerçeği, arkadaşlarını öldürecek kadar gözü dönmüş insanların ruhsal durumlarıyla birlikte ifşa etti. 
Bizim tarihimizde de buna benzer yüzlerce hadise var ama Türk edebiyatında hiçbir dönemde Dostoyevski’nin yaptığına benzer bir işe kalkışan yazarlar olmadı; yeltenenler de anında “hain”damgasını yediler.
İşin ta başında, İttihatçıların iktidarı döneminde roman bizde yeni yazılıyordu, dolayısıyla kimse bir yazardan misal Yakup Cemil’in dramını yazmayı bekleyemezdi, çünkü o dönemin yazarlarının çoğu zaten İttihatçıydı. Cumhuriyet döneminde de İttihatçılığın yerini Kemalizm aldı, onun yerine de 1960’lı yıllardan itibaren sosyalist solculuk geçti. Aynı geleneği İttihatçılardan Kemalist yazarlar, Kemalistlerden de sosyalistler yazarlar devraldı. Onlar için “baş çelişki” diye bir şey vardı, o yüzden kendi “içerine” bakmaya ne zamanları, ne de niyetleri oldu. 
Onlara göre edebiyat devrim mücadelesinde bir araçtı!

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
"Denize hicret eden" dağlı! 21 Temmuz 2019 | 1.783 Okunma Berzahta kanal açmak! 17 Temmuz 2019 | 1.581 Okunma Mirin ölümü! 14 Temmuz 2019 | 2.579 Okunma Bizim kırlangıçların yuvasından çorba olmaz! 10 Temmuz 2019 | 1.810 Okunma Edepsiz şairin ölümü! 07 Temmuz 2019 | 3.099 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar 1 yorum