ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Ey Zalimler! Kaybedecek ve cehenneme sürüleceksiniz

Zulmün tarihi, insanlık tarihinden daha eskidir .

Muhammed Özkılınç
Muhammed Özkılınç Milat Gazetesi
16 Nisan 2018 | 98

Zulmün tarihi, insanlık tarihinden daha eskidir. İlk insan babamız Âdem (as) in çocukları arasında ölümle sonuçlanan zulüm kavgalar olduğu malum. Ancak zulüm bundan eskidir. Zira Allah (cc) meleklere insanı yaratacağını söylediği zaman, onlar, geçmişte cinlerin yeryüzünde ifsatçılıkları, yani zulümleri sebebiyle, endişelerini bildirmişlerdi. “Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.” (Bakara 22/30)

Elbette zulmün çok çeşitleri vardır. Allah (cc) her bir emrine isyan, her bir yasağını çiğnemek zulümdür. Kişinin kendi kendine, aile bireylerine, genel insanlara, hatta diğer canlılara ve çevreye karşı görevlerini ihmal etmesi zulümdür. Yani Allah (cc) ın gazabı ve cehennemi hak ettirecek her günah kişinin önce kendine zulmüdür. Zulmün bu çeşitliliğini Kur'an, onlarca ayetiyle ifade eder.

Ancak biz bu satırlarımızda en çok bilinen manası olan ve mazlumların hukukuna teaddi yönüyle olan zulüm yönüyle, zalimlerin bazı sıfatları üzerinde duralım. Böylece mazlumlara teselli, zalimlere tehdit ve uyarı olan çok ayetlerden çok az bir kısmını beraberce hatırlayalım.

Kur’an’da zalimlerin sıfatlarından örnekler.

“Şüphesiz onlar düzenlerini/tuzaklarını kurdular; oysa dağları yerinden oynatacak olsa bile, bu tuzakları/düzenleri hep Allah'ın kontrolündeydi.” (İbrahim 14/46

“Onlar, askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.” (Kasas 28/39,40,58,59)

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER