Sınırlar

Geçmiş gün, kahvede oturup sohbet ediyorduk. Arifândan bir üstadımız buyurdular ki “toprağın altında sınır yok, pasaport yok, bayraklar yok, onunçün işinize bakın!. ” Kahvede bir sessizlik olmuş...

Geçmiş gün, kahvede oturup sohbet ediyorduk. Arifândan bir üstadımız buyurdular ki “toprağın altında sınır yok, pasaport yok, bayraklar yok, onunçün işinize bakın!. ” Kahvede bir sessizlik olmuş, kimse de bir şey dememişti. Sınırların sınırı yok maşallah. Her şeyde bir hudut, bir ölçü, bir muvazene. Tabii ki bunun endişesini hissedene, yoksa mâlum aynı zamanda bir hadsizlikler dünyasında yaşıyoruz ve ağır sonuçları da ortada. İsmet Özel’in bir cümlesini okudum iki gün önce. Şöyle diyordu: “Meselâ ‘Sınır Tanımayan Şairler’ olabilir mi? Bu soru ciddi bir soru bence. Tabii bu sorunun cevabı menfî. Yani ‘Sınır Tanımayan Şairler’ olmaz.

YAZININ DEVAMI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bir hezarfen idi/Süheyl Ünver’i düşünmek 15 Şubat 2019 | 0 Okunma Mutsuzluk kalır 13 Şubat 2019 | 9 Okunma Kışladan kütüphaneye 12 Şubat 2019 | 12 Okunma Sistem süper işliyor abi 09 Şubat 2019 | 28 Okunma Sıradan izlenimler 07 Şubat 2019 | 15 Okunma
TÜM YAZILARI