Mutlakiyetçi yönetimin meşruiyet kaynağı

İslam’ın ilk yıllarında ahlaki ilkeler ve erdemler üzerinden kurulan gönüllü birliktelik mantığı, giderek toplumun güç, iktidar ve otorite tarafından teslim alınarak farklı bir mecrada ilerlediği ve...

İslam’ın ilk yıllarında ahlaki ilkeler ve erdemler üzerinden kurulan gönüllü birliktelik mantığı, giderek toplumun güç, iktidar ve otorite tarafından teslim alınarak farklı bir mecrada ilerlediği ve mutlakiyetçi yönetimlerin din üzerinden meşruiyet aradığı tarihimizin bir gerçeğidir. Ve en dramatik olanı da, halifelik kavramının tek kişiye hasredilerek siyasi misyon üzerinden kutsallaştırılmasıdır. Esas itibariyle insanlar tek tek Allah’ın yeryüzündeki halifesiyken, bu güç tek halifeye indirgenince, doğal olarak Allah adına konuşma yetkisi de halifeye geçmiştir. Bunun sonucu olarak halifenin aklı, vahyin yerine geçerek “koşulsuz otorite” tesis edilmiş ve Müslümanlar “koşulsuz itaat” kavramına teslim olmuştur. Maalesef aklını halifelere devreden toplum, onların yönetici olmaya yeterli olup olmadıklarına bakma ve onları sorgulama-denetleme hakkını da kaybetmiştir. Mesela, Ehli Sünnet alimlerinden İbn Hacer Askelani, İslam’ın ilk yıllarında çıkan siyasi çalkantıları Ehl-i Sünnet’in hakim bakış açısıyla yorumlamakta ve zalim de olsalar iktidardakilere itaat edilmesi gerektiğini söylemektedir. (Yrd. Doç. Dr. Mehmet Bilen, Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi) Tarihsel süreç içinde Ehli Sünnet alimlerinin de katkısıyla ‘akıl’ ve toplumsal denetim devre dışı bırakıldığı için, İslam toplumlarındaki yönetim biçimi de saltanata evrilmiştir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tahammülsüzlük korku toplumunun yolunu a 25 Ağustos 2019 | 0 Okunma Birileri bu hikâyeyi bize izah edebilir 22 Ağustos 2019 | 17 Okunma İki binli yılların başına geri mi dönüyo 20 Ağustos 2019 | 53 Okunma Demokrasi için Asr-ı Saadet’e gitmek ger 18 Ağustos 2019 | 31 Okunma Kötüler çoğu zaman yalnız mıdır? 18 Ağustos 2019 | 51 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar