Keşke Batılılaşmayı daha erken keşfedebi

Türkiye’nin Osmanlı ile başlayan Batılılaşma hikayesi, bir başka deyişle Batı ile olan ilişkisi zaman zaman farklı değerlendirmelere tabi tutulmuş, hatta sert tartışmalara vesile olmuştur. Batılılaşmaya karşı çıkanların da, taraftar olanların da meseleyi aslında bütünsel bir çerçevede ele aldıklarını söylemek ne yazık ki mümkün değildir.

Maalesef Osmanlı Batı Dünyası’nın Rönesans, Reform ve Aydınlanma süreçlerinden geçerek Sanayi devrimi limanına demir attığında, ancak nasıl bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu fark edebildi. İlk başta askeri ve ekonomik iktibaslarla, iki dünya arasında giderek açılan makasın kapatılabileceğini düşündü. Ama askeri yenilgiler sonrasında fark etti ki, meselenin çok daha derin boyutları var. Yeni gelişmeleri ve teknolojinin arkasındaki iktisadi, siyasi, kültürel birikimi, evrensel ölçekteki hukuki gelişmeleri bir bütün olarak değerlendirmeden aradaki mesafeyi kapatmak mümkün değildir. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hukukun olmadığı yerde özgürlük olmaz 21 Şubat 2020 | 353 Okunma ‘İslamcı’ siyasetin gelecek umudu olabil 19 Şubat 2020 | 593 Okunma Batı ahlaken çöküyor ama bizim ahlakımız 17 Şubat 2020 | 388 Okunma Batılılaşma mı bal kavanozunu yalamak mı 14 Şubat 2020 | 74 Okunma Ah şu dış politikadaki değerli yalnızlı 12 Şubat 2020 | 235 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar