Eğer adalet ve hakkaniyet ölçüsü kaybolursa

Ne yazık ki adalet ve hakkaniyet duygusu kaybedildiği için gerek siyasal iktidar, gerekse bazı kesimler nezdinde bireylerin haklarının ihlal edilmesi değil, siyasal kazanç önemli hale gelmiştir.

Montesquieu “Kanunların Ruhu Üzerine” adlı eserinin girişinde diyor ki: “Cehaletin hüküm sürdüğü bir çağda, insanlar en büyük kötülükleri yaparken dahi, herhangi bir şüphe duymazlar. Aydınlık bir çağda ise, insan en büyük iyilikleri yaparken dahi korkuyla titrer.”
Günlük hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız hukuksuzluklar, adaletsizlikler, ya da vicdanımızı sızlatan hakkaniyetsiz tutumlar karşısında bazen yüksek sesle, bazen de korktuğumuz için sözcükleri yutarak içimizden isyan ederiz, kimse duymasa da...

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, yıllarca adaletin, merhametin, hakkaniyetin dinin esası olduğunu söyleyen dindarlar bile vicdanlı olmaktan, “Adem” olmaktan vazgeçmiş durumdalar.

Hal böyle olunca, dinin esasını oluşturan adalet ve hakkaniyet kavramları sadece ilahi metinlerde kalmış ve insanların hayatına sirayet edememiştir. Oysa Kur’an’da adalet sıfatından mahrum olan kişi dilsiz, aciz ve hiçbir işe yaramayan köleye benzetilerek böyle birinin, adalet faziletini kazanmış, dolayısıyla doğru yolu bulmuş olanla bir tutulamayacağı bildirilmiştir. (en-nahl 16/76) Kısacası ayette adaletin bir kemal sıfatı olduğuna işaret edilmiştir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
AK Parti artık İstanbul’u sevmiyor mu? 26 Ekim 2020 | 1.214 Okunma Fazıl Say’a da ‘fikri iktidar’da yer var mıdır? 25 Ekim 2020 | 239 Okunma ‘Fikri iktidar’ mı ideolojik bir dayatma mı? 23 Ekim 2020 | 311 Okunma Bahçeli sıyartıyor Erdoğan onu takip ediyor 21 Ekim 2020 | 1.129 Okunma Babacan sahaya indikçe... 19 Ekim 2020 | 2.307 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar