Arakanlı çocuk       

    Ağlıyorsun. Yürümeye takatin yok biliyorum, elinle gözyaşını mecalsiz silerken yerde sürünüyorsun. Ardında yıkık evin, harap memleketin, kayıp annen ve baban. Çığlık...

    Ağlıyorsun. Yürümeye takatin yok biliyorum, elinle gözyaşını mecalsiz silerken yerde sürünüyorsun. Ardında yıkık evin, harap memleketin, kayıp annen ve baban. Çığlık çığlığa insanlığı çağırıyorsun yardımına. Hâlbuki kahrolasına bir sükut kaplamış yeryüzünü. Sen vicdanlara sesleniyorsun. İnsanlar duymuyor bile, kafalar sersem. Tıpkı Filistin'de katledilen çocukların yaptığı gibi ağlıyorsun Arakanlı çocuk.

         Arıyorsun. İnsanlığın bir yerlerde olduğunu düşünüyorsun. Kalplerin titremesini, yüreklerin sarsılmasını, gözyaşlarının akmasını, vicdanların  sızlamasını bekliyorsun. Yüzlerle başlayan, binlerle süren katliamın durmasını ümit ediyorsun. İnsanların gözlerinde şefkat, yüzlerinde merhamet, duruşlarında  haysiyet, içlerinde rikkat bekliyorsun. Doğu Türkistanlı çocukların yaptığı gibi arıyorsun Arakanlı çocuk!

         Bakıyorsun. Teknolojinin esaretine düçar olmuş Müslümanları esefle görüyorsun. Hayretle, ibretle, dehşetle süzüyorsun. Onların da seni görmesini, farketmesini, ayılmasını, dirilmesini, uyanmasını bekliyorsun. Ama ne yazık ki seni düşünmesi gerekenler kalın gaflet uykusuna yatmış. Bu, bir türlü bitmeyen ölümlü uyku âdeta. Anlamlıca bakıyorsun sadece, tıpkı Bosnalı o masum çocuklar gibi Arakanlı çocuk!

         Dinliyorsun. Uzaklardan imdadına yetişecek kahramanların atlarıyla gelip seni kurtarmasını bekliyorsun. Nal sesleri ve “Allah Allah” nidalarını işitmek istiyorsun. Ümmetin beyazlara bürünmüş cesur akıncılarını hayal ediyorsun. Birileri seni terkisine alıp zalimlerin kurşunlarından kurtarsın istiyorsun. Hayata tutunurken, kulağın yerde bir ordu bekliyorsun. Suriyeli çocuklar misali sen de dinliyorsun Arakanlı çocuk!

         Hatırlıyorsun. Ailenle yaşadığın mutlu günleri anıyorsun. Babanın o cömert duruşunu, annenin sıcak kucaklayışını, ablanın elinden tutuşunu, abinin seni gezdirişini, oyunlarını, oyuncaklarını gözönüne getiriyorsun. O mesut günlerin yeniden yaşanmasını, ölümlerin bitmesini, acıların dinmesini bekliyorsun. Elinden bir şey gelmiyor. Sen de sadece Kırım'daki çocuklar gibi hatırlıyorsun Arakanlı çocuk!

         Küsüyorsun. Bu kahrolası ilgisizliğe kızıyorsun. İnsanlıktan çıkan güruhun sırtını sana dönmesine, kulağını tıkamasına, elini çekmesine, seni sevmeyişine, acımasızlaşmasına, kalplerinin katılaşmasına, ruhlarının taşlaşmasına şaşırıyorsun. Umudun tükeniyor. Yeryüzündekilerin tavrına darılıyorsun. Hissiz, hayatsız, hareketsiz duran, leş gibi yere serilmiş insanlığın haline Iraklı çocuklar gibi küsüyorsun Arakanlı çocuk!

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sanat Her Derde Devadır 02 Eylül 2018 | 3.525 Okunma M. Zeki Akdağ 01 Eylül 2018 | 123 Okunma Sevinç Çokum 29 Ağustos 2018 | 3.534 Okunma Anadolu’daki ilk büyük destanımız 26 Ağustos 2018 | 5.672 Okunma Haldun Taner 25 Ağustos 2018 | 119 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar