ÇOK OKUNAN YAZARLAR

İtiraf ediyorum

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Star Gazetesi
20 Eylül 2018 | 6.5 K

Kendimi bildim bileli yazarım. Milletvekili olmadan önce yazardım. Milletvekiliyken de yazardım. Şimdi vekil değilim ama gene yazarım. 

Bir itirafta bulunayım: Vekilliğim sona erdikten sonra yazı hayatım daha bir güçleşti. 

Niye mi? Öküzün altında buzağı arayanlar... Pusuda bekleyen namertler... Yazdığınızı niyetinizden bağımsız, hatta bağlamından kopartarak kullanmayı siyaset zannedenler... Kişiliğinizi itibarsızlaştırmak için akla gelmedik yorumlar yapan dost görünümlü kalleşler... Hepsi birden başınıza üşüşüveriyorlar. Leş kargaları gibi... 

Vekil iken söylediğiniz lafların aynısını diyorsunuz, o leş kargaları kalkıp “Meclis’e giremedi, gerçeği gördü!” türünden haysiyet cellâtlığına varan sunumlar yapıyorlar. Artık her lafımın altına bir şerh düşmem gerekiyor nerdeyse. 

Sevgili genel yayın yönetmenim Nuh Albayrak’ın kulakları çınlasın. Bu duruma dikkat çektiğinde kendisini yanlış anlamış, hatta gönül koymuştum kendisine. Meğer ne kadar haklıymış! Tecrübe böyle bir şey işte! 

Benim yüreğimi acıtan malum cephenin saldırıları değil. Zinhar onlardan yana şekvacı değilim. Onlar vazifelerini yapıyorlar. Beni asıl üzen dost kılıklılar. 

Ben israfı ve suistimalleri eleştiriyorum diye rahatsızlık duyanlar varsa herkes bilsin ki onların rahatsızlığı şahsımla alakalı değildir. Şahsımda değerlerimize yönelik rahatsızlıklarını ortaya koyanlar sırtımızdaki kamburlardır, vücudumuza yapışmış kenelerdir. Zor günlerde, hele ölümün soğuk yüzünü gösterdiği günlerde yanı başımızda görmediklerimizdir onlar. 15 Temmuz’da kim nerde olduğunun hesabını versin de öyle konuşsun! Mertlik unvanda ve makamda değildir, yürektedir yürekte... Yüreği olmayanlar boylarından büyük laflar etmesinler. 

Geçenlerde çok sevdiğim bir lafı paylaştım diye bazı kendini bilmezler türlü yorumlarda bulundular. Şaşırdım ve dahi üzüldüm. Paylaştığım söz şuydu: “Zor zamanların iyi tarafları da vardır. İnsanları tanırsın. Özellikle yanında sandıklarını...” Geçmişte yanımda sandıklarım bile çirkin yorumlarda bulunmaya çalıştılar. Böylece gerçek yüzlerini ortaya koymuş oldular. 

15 Temmuz’da görmedik mi bu gerçekliği? Yanımızda sandıklarımızdan çokları neredeydiler? Ölüm varken saklananlar hatta telefonlarını kapatanlar gün ışıdıktan sonra sahne almaya başladılar. 

Zor günlerde asıl insanları tanırsınız… Makamla gelen makamla gider. Buna üzülenlerin aklına şaşarım. Geriye gene o üç beş gerçek dostun kalır. Onlar yeter de artar bile… Onca tecrübemden sonra şunu anladım: Yaltaklanan insanlar ilk bırakıp gidecek insanlardır. Başkasına ihanet edenler sana hayda hayda ederler. Güçlüyken yanınızda olanlar bir başka güçlü bulmakta zorlanmazlar. Bunlar genel geçer doğrular. Herkes bilir, lakin herkes buna rağmen yanılmaya devam eder. Çünkü o tarz insanlar deneyimlidirler. Kovsanız bile gitmezler. Çünkü gücünüzden ve makamınızdan yararlanmazlarsa hiçtirler. Hiç oldukları için hiç bir değerleri ve kutsalları bulunmaz. Gerçek dostlar çabuk alınır giderler. Ama gerçek dostlar eleştirseler bile asla ihanet etmezler. Günü geldiğinde de gerçek dostu için canlarını vermekten kaçınmazlar. 

Her dönemin yalakaları gerçek dostların eleştirilerinden rahatsızlık duyarlar. Onları itibarsızlaştırmak için dedikodular üretirler, namertçe vuruşlar yaparlar. Hamdolsun gücümüzü makamımızdan almıyoruz. Hamdolsun zorda değiliz. Başkalarının anladığı anlamda da zor günlerden geçmiyoruz. Gücümüz de kudretimiz de yerinde. 

Bizi yolumuzdan ayırmaya ve davamızın/liderimizin/partimizin karşısına dikmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Biz bu oyuna gelmeyiz. Devran döner elbet. 

İnsanları tanımak için dönemlere ihtiyaç vardır. 

Geçer ya hu! 

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER