Rekabetin temelleri

Sosyal bir olgu olarak ele aldığımızda; sportif rekabetin toplumdaki karşılığı olarak ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz. Bazı coğrafyalarda dini ve mezhepsel kökenli, bazı coğrafyalarda...

Sosyal bir olgu olarak ele aldığımızda; sportif rekabetin toplumdaki karşılığı olarak ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz. Bazı coğrafyalarda dini ve mezhepsel kökenli, bazı coğrafyalarda sınıfsal-kast kökenli, bazı coğrafyalarda etnik kökenli olarak cereyan edebildiği gibi bizim gibi bazı ülkelerde bunların hepsi geçerli olabileceği gibi hiçbirinin geçerli olmadığı çok özel durumlar bulunabilmektedir.

Yarın (20 Kasım 2016-Pazar), Kadıköy Ülker Stadında gerçekleşecek olan Fenerbahçe-Galatasaray maçı ile gündemde olan rekabet olgusuna baktığımızda ise bize özgü ve yukarıda bahsedilen hiçbir unsurdan beslenmeyen, değişik bir duruşu ve anlamı bulunan, baskın motifi ancak “kıtalar arası rekabet” olarak tanımlanabilecek bir renk aşkı ile karşılaşıyoruz. Bu sebepledir ki uzun yıllar boyunca “Dünyanın En Büyük 3. Derbisi” olarak kendi kendimizi kandırsak bile, enternasyonal olarak bir karşılığı olmadığı için, bu maçları ne canlı ne de banttan Türkiye dışında yayınlayacak bir televizyon platformu çıkmadı.

Galatasaray

Galata ve Pera’nın seçkinci/elitist ortamına inat, Mekteb-i Sultani uzun yıllar bu ülkenin alt-orta gelir grubuna yaslanarak öğrencilerini oralardan devşirdi. Ülkenin Batı’ya ve Batılı değerlere açık penceresi olma vasfını kazanmasında liberal ve özgürlükçü eğitim kadrosu önemli yer tutar. Basketbol’u Türkiye’ye getiren okul/ekol Francofon olarak bilinen Mekteb-i Sultani yani Galatasaray Lisesi’dir. (Bilenler bilir, Hasnun Galip Sokaktaki Galatasaray Futbol Kulübü ile Galatasaray Lisesi arasında bir,iki sokak vardı.) Lise aynı zamanda kulüpte de dominant etkiye sahiptir. Avrupa kıtasının her yönden temsilcisi olma vasfını Beşiktaş JK ile paylaşsa bile kökenleri itibariyle ağırlık Galatasaray’dan yanadır.

Fenerbahçe

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tebdil-i mekân 24 Nisan 2019 | 19 Okunma Arrivederci Signore! 17 Nisan 2019 | 30 Okunma Ya düşerse? 10 Nisan 2019 | 35 Okunma Menajerlik işleri 03 Nisan 2019 | 21 Okunma Düyun-u Umumiye gibi 27 Mart 2019 | 61 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar