Millet ve beka...

Millet olmak ile bir devletin beka meselesi arasında doğrudan ve hayati bir ilişki vardır demiştik. Osmanlı, taba/millet sistemini kaybettikten sonra Batı’yı taklit etmeye girişmiş, (Çünkü özgün fikirler ve...

Millet olmak ile bir devletin beka meselesi arasında doğrudan ve hayati bir ilişki vardır demiştik. Osmanlı, taba/millet sistemini kaybettikten sonra Batı’yı taklit etmeye girişmiş, (Çünkü özgün fikirler ve çözüm üretemiyordu.) “Osmanlılık” formülüyle idari yapıda tepeden bir giydirme yapmaya çalışmıştı. Bu tutmadı. Bunun tutmadığını ve tutmayacağını gören Sultan Abdülhamid daha rasyonel davranıp İslamcılığa başvurarak belki de ilk kez “Hilafeti” siyasi biçimde kullanmaya başladı.

Sultan Abdülhamid’in İslamcılık çözümü, darbe ile hal edilmesiyle rafa kalktı. İttihatçılar Osmanlıcı ve Türkçülerden oluşuyordu. Onları birleştiren şemsiye Batıcı olmalarıydı. Gayrımüslimlerin de desteğini almışlardı. Ancak kısa sürede üçlü troyka (Enver-Talat-Cemal) Osmanlıcıları eledi. Türkçülük süreci başlamıştı. Ama bu “büyük” düşünen bir Türkçülüktü; yani Adriyatik’ten Çin seddine uzanan bir Turan dünyası idi hedef. 

Hasılı, hâlâ bir millet olmanın formülü tam bu

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Binali Bey iki 'kitsch'e karşı... 18 Haziran 2019 | 1.615 Okunma Yaşasın Garibanokrasi... 15 Haziran 2019 | 1.183 Okunma Millet ve beka... 13 Haziran 2019 | 1.129 Okunma Millet olabilmek... 11 Haziran 2019 | 1.435 Okunma Batıcı seçkinlerin dip noktası   08 Haziran 2019 | 1.469 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar