Sanatçı klişesi

Birkaç gündür sahurdan önce yani gecenin içinde ilerleyen saatlerde televizyon ekranından şerit halinde geçen haberlere -cihazın sesi kısık iken- gözüm takılıyor. Bir yandan elimdeki yazı çizi...

Birkaç gündür sahurdan önce yani gecenin içinde ilerleyen saatlerde televizyon ekranından şerit halinde geçen haberlere -cihazın sesi kısık iken- gözüm takılıyor. Bir yandan elimdeki yazı çizi işleriyle uğraşırken bu ekranda akan haberlerdeki ‘habercilik kaygısı’ beni dehşete düşürüyor.

Her şey var tabii. Felaketler, savaşlar, kazalar, hırsızlıklar, doğal afetler, polemikler, kavgalar, provokasyonlar. Dünyanın haberi bitmez. Ne kadar kişi varsa en az o kadar dünya var. Sanki hepsi de haber için mevcut olmuş sonsuz dünya!

İnsanlığın bin çeşit haline hiç içinden bakmadan, şu kadar dakikada felaketleri her şeyiyle aktarmak imkânı varmış gibi bir yanılsama içindeyiz. Haberini verince gerçeğine vakıf olduk sanıyoruz.

Üstünkörü bir bilgi düzeyiyle özellikle felaketler üzerine kurulu haberleri aktarma hedefi her şeye olumsuz yönüyle ve tabii her şeye haber gözüyle bakmaya kilitledi bizi.

Halbuki olayların haber boyutundan ibaret olmayan özellikleri var. Farklı ifadelerle dile gelmesi gereken olumlu olumsuz pek çok boyutu var.

***

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ramazan cami avlusunda da, sosyal medyada da bir imgesel tasarım değildir! 21 Mayıs 2019 | 63 Okunma Sanatçı klişesi 18 Mayıs 2019 | 55 Okunma Sanatçının niyeti eserlerinden bilinir! 14 Mayıs 2019 | 288 Okunma “Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim” kültürü 11 Mayıs 2019 | 56 Okunma Viyana kapılarından Yunus’la girmek! 07 Mayıs 2019 | 156 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar