İşte Tayyip Erdoğan farkı...

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın BM 74. Genel Kurulu’nda yaptığı tarihi konuşma, sağduyu sahibi bütün dünya insanlarının göğsünü kabarttığı gibi benim de göğsümü...

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın BM 74. Genel Kurulu’nda yaptığı tarihi konuşma, sağduyu sahibi bütün dünya insanlarının göğsünü kabarttığı gibi benim de göğsümü kabarttı. Dünyada böyle liderler var olduğu, varoluş gayelerini korudukları sürece dünyanın ve insanlığın geleceğinden ümitli olabiliriz, dedim, kendi kendime; ve böylesi liderlerin sayılarını artırsın, dünya bir an evvel gerçek adalete, gerçek huzura kavuşsun diye dua ettim Rabbime.

Bir isyandı bu konuşma; zulme, zulmete, adaletsizliğe, ahlaksızlığa, sömürünün her çeşidine bir isyandı. İnsanlığın dertleriyle dertlenenin bir destanıydı bu konuşma; açlık sınırında yaşam mücadelesi verenlerin, fakirlikle boğuşanların, yerlerinden, yurtlarından sürgün edilenlerin toplu infiallerini bir çığlığa sığdırmanın destanıydı.  

Bir sorgulamaydı bu konuşma, dünyayı iki yakasından tutup ırgalayarak muhasebeye davetti. Suriyeli mazlumların, mağdurların, mültecilerin iniltisi; Myanmarlı Müslümanların boşlukta yankılanan feryadı; Keşmir’de yaşanan yetmiş yıllık baskının insanlığı sarması gereken hicabı; elli yıldır halledilemeyen Kıbrıs meselesinin çözüm gösteren haykırışı; ve de Filistin davasının sonuna kadar sahiplenildiğinin en yüksek ve gür sedası iç içeydi Erdoğan’ın inanarak, sahiplenerek, iliklerine kadar işlemiş bir samimiyetle yaptığı sorgulamasında...

Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir, ilahi prensibini ne kadar özümsediğini bir kez daha ispat etti Erdoğan bu konuşmada; ne Kaşıkçı cinayetine sessiz kaldı ne de Mursi merhumu katledenleri sözüne hedef etmekten çekindi. 

Nükleer silahlanmayla ilgili yaptığı çıkış muhteşemdi. Ya hiç kimse ya da herkes, diyordu sunduğu formülde. Yani ya hiç kimse nükleer silah sahibi olmamalı ya da bu hakka herkes sahip bulunmalıdır. Elbette temennimiz bu formülün birinci kısmının hayata geçirilmesidir; ve insanlık için hayırlı olan da budur. Fakat birinci kısım hayata geçirilemezse, formülün ikinci kısmı devreye sokulmalı, nükleer silahlanmanın ayrıca bir baskı, bir şantaj, bir tehdit unsuru olarak kullanılması böylece son bulmalıdır.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
“Bir insan”ın portresi 09 Kasım 2019 | 198 Okunma Bazı ahlaki çöküntüler… 02 Kasım 2019 | 242 Okunma İnsani zaaflar nasıl fazilete dönüşür?  26 Ekim 2019 | 71 Okunma Şeytan azapta gerek... 19 Ekim 2019 | 433 Okunma İbret almak… 12 Ekim 2019 | 141 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar