Kimler milletvekili olur?

Geçen hafta Mardin’in Nusaybin ilçesinde görevli 2 askere yönelik linç girişimi medyada geniş yer tuttu. Habere göre askerler tabur ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya...

Geçen hafta Mardin’in Nusaybin ilçesinde görevli 2 askere yönelik linç girişimi medyada geniş yer tuttu. Habere göre askerler tabur ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya çıkmışlar ve yol ortasına park eden bir aracın trafiği altüst etmesi üzerine araç sahibiyle tartışmışlar. Bunun üzerine kalabalık bir grup, orada bulunan birkaç kişinin provokasyonuyla askerleri linç etmeye çalışmış.

Askerlerin polise verdiği ifadesinde biz Gazileri ilgilendiren bir bölüm de vardı. Asker ifadesinde; “Emniyet Müdürlüğünde bulunduğumuz sırada AKP İlçe Başkanı, Mehmet Latif Özel yanımıza geldi. Ben de kendisine Fırat Kalkanı Gazisi olduğumu söyleyip yaşadıklarımı anlatmaya çalıştım. Bana Gaziliğimi kastederek ‘Geç lan bunları... Şikayetinizden vaz geçeceksiniz!’ diye çıkıştı” şeklinde konuşmuş.

Bu sözleri söyleyen AKP İlçe Başkanı hakkında sosyal medyada çok tartışmalar oldu, bazı yurttaşlar şaşkınlıklarını dile getirdiler. Fakat biz Gaziler ve Şehit Aileleri için bu tip yaklaşımlar şaşırtıcı değil zira hemen her çevrede türevleriyle bolca karşılaşırız bu tip insanların. Zaman zaman “Gazilerimiz ve Şehitlerimiz” diye propaganda yapılır ama aslında hiçbir şey değişmez. Geçmişte Ankara’nın göbeğinde iki kolu, bir bacağı ve bir gözü olmayan bir Gazi’ye hakaretler eden, acımasızca onu darp eden Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bir şoförünü korumak için Melih Gökçek’in neler yaptığını hatırlayın! Kendisine bağlı TV kanalında nasıl iftiralar attığını, Gazileri nasıl provokatörlükle suçladığını ve hedef gösterdiğini hatırlayın. Ama şimdi sorsanız muhtemelen size öyle bir “Gazilerim-Şehitlerim” edebiyatı yapar ki şaşarsınız. Ama dediğim gibi hepsi dönemseldir. Zaten Gaziliğin ve Şehitliğin manevi değerini kavramış olsalar, Türkiye’de siyasi iklim bile bambaşka olurdu.

Neyse, biz devam edelim de “Kimler milletvekili olur?” onu da anlatalım.

1993 yılında, Bingöl’de, PKK tarafından katledilen askerlerimizin Bartın’daki şehit cenazesinde “protokol sırası” uygulaması olduğunu görünce çok şaşırmıştım. “Şehit cenazesinde protokol mü olur!” diye uzun uzun sormuştum kendime. Bir protokol subayı, gelen yüksek rütbeli askerleri ve siyasetçileri karşılayıp en önde bulunan yerlerine kadar mihmandarlık yapıyordu. Sonra sırayla aile yakınlarını yerleştiriyordu boşluklara. Fakat cenaze törenine son anda katılan o zamanki DYP milletvekili Köksal Toptan’ın yanında gelen biri Köksal Bey’in yanında yer almak için araya sıkışıp, birkaç usta omuz hareketiyle kendine en ön sırada yer açmıştı. Bu şahıs daha sonraki seçimde “milletvekili” yapıldı.

Geçtiğimiz hafta da Kuzey Irak’ta şehit olan Musa Sayan’ın cenaze töreninde benzer görüntüler yaşandı. Şehit babası, vatansever görünmek isteyen siyasilerin arasında zar zor kendine yer buldu. Siyasetçilerin ön safta yer alıp, fotoğraf çektirmesi gerekiyordu zira seçimler yakındı!

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veda... 04 Şubat 2019 | 207 Okunma Dünyanın düzeni değişirken 28 Ocak 2019 | 120 Okunma Kahramanlarını unutan milletler geleceği güvenle kucaklayamaz! 21 Ocak 2019 | 63 Okunma Yeni ‘Bozkurt’lar yeni ‘Toros’lar 14 Ocak 2019 | 1.163 Okunma Mustafa Kemal ve umut 07 Ocak 2019 | 72 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar