‘Milli İrade’nin perçinleşmesi ve kurumsallaşması

Küresel siyasi ve ekonomik sistem adına, pek çok yaklaşımın gözden geçirildiği, yeni yaklaşımların dillendirildiği, başta Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi olmak üzere, pek çok...

Küresel siyasi ve ekonomik sistem adına, pek çok yaklaşımın gözden geçirildiği, yeni yaklaşımların dillendirildiği, başta Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi olmak üzere, pek çok uluslararası, çok tarafla teşkilatın yeniden yapılandırılmasına, reform sürecinden geçmesi gerektiğine dair tartışmaların hayli canlı olduğu bir dönemin içinden geçiyoruz. Soğuk Savaş'ın sona erdiği ve küreselleşme kavramının el üstünde tutulmaya başlandığı 1990'lı yılların sonlarından itibaren, çok taraflılık (multilateralism) öyle güçlü bir algıyla dünya vatandaşlarının önüne kondu ki, G20 platformunun her küresel sorunun çözüm merkezi olacağı adeta tartışmamız kabul görmeye başlamıştı.
Bu doğrultuda, milliliğin, milli duruşun, milli bilincin artık 21. Yüzyıl'da görevini tamamladığı, ulusalcılığın demode olduğu, ülkelerin üretim, ticaret, yatırım alanlarında milli bilinçle hareket etme alışkanlıklarının, yerini bütünüyle hakim hale gelmesi istenen bir küreselleşme yaklaşımına terk etmesi gerektiği konuşuluyor...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Davos 2023: ‘Küreselleşme 2.0’ın fiyaskosu 27 Ocak 2023 | 53 Okunma Küresel borç sarmalı ve ABD’nin temerrüdü 25 Ocak 2023 | 97 Okunma ‘Küresel Güney’ kavramına alışalım 23 Ocak 2023 | 88 Okunma Yeni ‘küresel normal’: ‘Aşırı Belirsizlik’ 20 Ocak 2023 | 34 Okunma Yeni nesil ‘yerel kalkınma’ ve kentlerin geleceği 18 Ocak 2023 | 96 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar