Avrupa: Popülariteden popülizme mi?

Türkiye'nin ulusal, bölgesel ve küresel meselelere yönelik gündemi hayli yoğun olduğundan, bu hafta gerçekleşen ve Avrupa Parlamentosu milletvekilleri ile AB Komisyonu Başkanı'nın seçileceği, Avrupa Birliği projesinin geleceği açısından bir 'kırılma noktası' oluşturabilecek seçimler gölgede kaldı...

AB'nin tüm elit siyasetçileri, bürokratları ve akademisyenleri, AB'nin geleceği açısından bu haftaki seçimleri 'Avrupa'nın popülaritesini koruması veya popülizme sürüklenmesi' anlamında endişeyle takip ediyorlar.
İşin özü, yıl başından bu yana gerçekleştirilen anketler ve araştırmalar, AB tarihinde ilk kez, zaten AB projesinin karşısında olan aşırı sağ ve aşırı sol siyasi hareketlerin parlamentodaki sandalye oranının yüzde 28'e yükselebileceğine işaret ediyor. 28 AB üyesi ülkenin bütününde, ekonomik ve siyasi tablo gerçek durumundan ortalama yüzde 30 daha kötü algılanmakta. Bu oran, kimi ülkelerde yüzde 40'ı dahi aşıyor. Olumsuz algının bu derece güçlü olduğu bir ortamda, AB vatandaşlarının oylarını kızgınlıkla, adeta cezalandırırcasına daha radikal partiler lehine kullanmaları, AB'nin yakın geleceği açısından bir dizi sorunu da beraberinde getirebilir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Öncelik kapsayıcı ‘Milli Ekonomi’ 03 Nisan 2020 | 36 Okunma ‘Milli Bağışıklık Sistemi’ için güçlü adım 01 Nisan 2020 | 127 Okunma ‘Post-Koronavirüs’ dönem için 6 başlık 30 Mart 2020 | 201 Okunma Koronavirüs ve ‘Milli Üretim Seferberliği’ 27 Mart 2020 | 1.777 Okunma Ekonomiye ‘proaktif’ destek 25 Mart 2020 | 52 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar