Kerem Alkin
Kerem Alkin Sabah

15 Temmuz Destanı’nın küresel kodları

17 Temmuz 2017 | 56

15 Temmuz hain darbe ve işgal girişiminden bu yana ortaya çıkan detaylar, 1990'lı yılların ortasında, dünya 'Asya Mucizesi'ni konuşurken, FETÖ'nün soru bankalarını çalarak kamuya kendi adamlarını yerleştirme işini hızlandırdığını gösteriyor. Çünkü, 'Asya Mucizesi' esasen Asya-Pasifik ile Atlantik arasında önünde sonunda yaşanacak büyük kapışmanın yaklaştığına ve bu süreci tetikleyecek iki ülkenin Türkiye ve Hindistan olacağına işaret etmekteydi. Bu nedenle, Türkiye'nin tercihini Atlantik'ten yapması adına, 'rotası' ve 'bağlılığı' önceden belirlenmiş bürokratların kritik noktalara yerleştirilmesi gerekmekteydi. Nitekim 1994 ve ardından 2001 krizleriyle, Türkiye zaten ekonomik açıdan Atlantik'e daha bağımlı hale gelmişti. 3 Kasım 2002'de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde tek başına iktidar olan AK Parti, ekonomik reformlarla IMF prangasından kurtulmuş bir Türkiye, Kıbrıs'ta bağımsız politika izleyen bir Türkiye, Rusya, Körfez, Türk Cumhuriyetler, Uzakdoğu ve Afrika ile güçlü ilişkiler kuran bir Türkiye oluşturmaya başlayınca, 2006'daki Danıştay saldırısından itibaren kendimizi adım adım vahşileşen bir saldırının içinde bulduk.
Küresel güçlerin hesaba katmadıkları en kritik husus, halkımızın gözü pekliği, cesareti, kararlılığıydı. Melih Altınok'un dünkü köşesindeki o çok anlamlı ifadeye, cumartesi gecesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde gördüğüm bir ifadeyi de ben ekleyeyim: 'Gece ülkesini kurtarıp, sabah işe giden halka Türk Halkı denir.' Fahrettin Altun'un ifadesi ile, 'küresel müesses nizam' Türk halkının dinamizmi ve azmini, 21. Yüzyıl'da vatanının bağımsızlığı ve özgürlüğü için canını gözünü kırpmadan feda edebileceğini hesaba katmamıştı. 2000'li yılların yükselen ve bölgesel 'oyun kurucu' gücü konumuna gelen ülkesi Türkiye'nin vatandaşları olarak, Türk halkının 'çelikleşmiş' özgüveni, tankları, helikopterleri ve uçakları bertaraf etti.

Devamını Oku