Güreşin efsanelerinden Mahmut Atalay

BANA gençliğimin güzel yıllarını hatırlatanlardan biri de odur.Maltepe’de, Gölbaşı Sineması’nın altındaki salonda tanıdığım şampiyonlardan biri de Mahmut Atalay. O salonun uzun merdivenlerinden...

BANA gençliğimin güzel yıllarını hatırlatanlardan biri de odur.

Maltepe’de, Gölbaşı Sineması’nın altındaki salonda tanıdığım şampiyonlardan biri de Mahmut Atalay. O salonun uzun merdivenlerinden hep söz ederim ya... Ruh halimize göre kâh uzar, kâh kısalırdı o merdivenler. Hiç ayrılmadığı iki arkadaşı, Tevfik Kış ve Ahmet Ayık gibi iki şampiyonla birlikte gelip giderdi. Gölbaşı Sineması’nın altındaki salonumuz öyle bir yerdi ki; ayrıca o dönem öyle bir dönemdi ki, şampiyon güreşçiler öbek öbek idi. Türk güreşinin altın yılları henüz bitmemişti. Bu salonda bazen üç dört dünya şampiyonunu, bazen yedi, sekiz, on dünya şampiyonunu bir arada görme olanağınız vardı. Hocalarımız da büyük şampiyonlar… Celal Atik, Adil Candemir, Bayram Şit, sonra Mustafa Dağıstanlı… 

Kimileri, “güreşçi domates, patates, pamuk değil, her yerde yetişir” dese de, sanki pehlivan yetiştiren yerler, topraklar ayrıydı ülkemizde. Samsun, Denizli, Maraş, Amasya, Yozgat, Sivas, Çorum ilk akla gelen bölgeler… Mahmut Atalay, yakın arkadaşı Tevfik Kış gibi büyük pehlivanların yetiştiği Çorum’da başladı güreşe. 1959 yılında Türkiye şampiyonu oldu. Celal Atik, Yaşar Doğu gibi hocaların ilgisini gördü, güreşe Ankara’da devam etti.

Kısa boylu, kalın vücutlu bir güreşçiydi. Kendisinden biraz daha boyluca olan İsmail Ogan en büyük rakibiydi. Onun yüzünden çok kilo düşer, bir alt sıklette, 73 kiloda güreşirdi. Sıcak Fin hamamlarında dört beş kilo düşüyordu o yıllarda. Saçlarının bu yüzden döküldüğünü söylerdi. Gölbaşı Sineması’nın altındaki salonumuzda maçlarını zevkle izlerdim. Güreşçiler en iyi yaptıkları oyunlarla anılırlar. Dönerek ayaklara dalmak, ilk akla gelen oyunuydu. Rakiple eğlendiğini, dalga geçtiğini sanırdınız. Oysa ciddi bir oyundu bu. Adamın önünde topaç gibi döner, sonra ayaklarına iniverirdi. Bir de tek dizini yere koyarak, alttan dalıp kaldırması vardı. Tek dizini yere koyup rakibi bekleyişi de gözlerimin önünde şimdi. Bu oyunları evinde her gün koltuklara dalarak pekiştirirmiş. Çok yetenekli, teknik, güçlü bir güreşçi olmasına karşın, şampiyonluk kürsüsüne geç ulaştı. İsmail Ogan, Tokyo’da şampiyon olduğu 1964 yılında güreşi bırakınca, Mahmut Atalay kilo düşmekten kurtuldu, 78 kiloya çıktı. Türkiye’de artık rakipsiz bir güreşçi ama dünyada büyük devler vardı karşısında.

Atalay’ın rakipleri dünya minderlerinin büyük ustalarıydı. Onun güreştiği sıkletlerde (73, 78) iyi güreşçi sayısı öteki sıkletlere göre her zaman daha fazlaydı. Dünya ya da Olimpiyat şampiyonu olmuş en az beş altı güreşçi çıkıyordu karşısına. Atalay, güreşte büyük bir usta olmasına karşın, şampiyonluk mücadelesi uzun sürdü. Önemli rakiplerinden biri Fransız Daniel Robin, hocamız Bayram Şit’in yetiştirdiği bir güreşçi. Bayram Şit ona güreşin bütün oyunlarını öğretirken Denizli ağzından birkaç sözcük de öğretmiş. “Olacak, olacak” yerine, Denizli ağzıyla “ölcek, ölcek” derdi hocamız. “Ölcek, ölcek” diye yetiştirdiği Daniel Robin, Bayram Şit sayesinde gerçekten iyi bir güreşçi olmuştu. Atalay’ın 78 kiloda bu ünlü Fransız güreşçisinden daha da güçlü rakipleri vardı. Rus, Bulgar, İranlı, Moğol güreşçilerini yenmek kolay değildi. Uzun güreş yaşamında, 1966 yılında Toledo’daki dünya şampiyonasını yenilgisiz bitirdi, sonunda birincilik kürsüsüne çıktı.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Doğru Türkçe 28 Aralık 2021 | 80 Okunma Güreş, Türk Kadınına çok yakıştı 14 Aralık 2021 | 50 Okunma Güreşin efsanelerinden Mahmut Atalay 02 Aralık 2021 | 59 Okunma Didim Beylerine karşı bir Köroğlu 30 Kasım 2021 | 830 Okunma Ahmet Ataç'a açık mektup 16 Kasım 2021 | 101 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar