Kızamık şekeri yahut iki İsmail’den biri

Eskiden kolay ölünürdü. Zatürreden, tifodan, “iskorpitten”, sıtmadan, veremden…

Arabada Bektaşi deyişleri dinleyerek yolculuk ettiğimiz dostumla ben, kolayca ölünen zamanlarda büyümüş son çocuklardık. İstanbul iftarını etmiş, teravihten çıkmış, sahura doğru akıyordu ağır ağır. İki dostun, tam da olması gerektiği gibi, dertleşerek ilerlediği güzel bir İstanbul gecesiydi.

O yokuşa geldik. Dostum dedi ki “Fukara mahallemizde araba namına hiçbir şey olmadığı için annem beni sırtında 3 saat taşıyarak getirmişti hastaneye. İşte şurada, yokuşun tam ortasında ‘yoruldum yavrum, az bir soluklanayım’ dediydi. Soluklana soluklana büyüttü bizi annelerimiz.”

Zaten bildiğim, zaten yaşadığım pek çok öyküden biriydi anlattığı. Yine de, “belki henüz anlatmak istedikleri vardır” diye düşünerek sordum. “Kaç yaşındaydın abi?”

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Anlamazsınız siz 16 Ocak 2022 | 196 Okunma Yeni Şafak Yazarı İsmail Kılıçarslan: ‘’Enes Kara’nın intiharı için manifest bir metin denemesi’’ 15 Ocak 2022 | 791 Okunma Kalaşnikofu seçmek 11 Ocak 2022 | 545 Okunma Olta 09 Ocak 2022 | 168 Okunma Tarihte bugün 08 Ocak 2022 | 257 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar