Kamalizm’in açık yaraları

Üzerinden 100 yıl geçmiş yaralarımızı bile kapattırmamaya çalışmak, bunu yaparken de ağzından salyalar akıtarak “buralar hep bizim” demek tek başına Kamalizm’in sefaletini anlatmaya yeter.

Bayılıyor Kamalistler yol açtıkları cümle yaraları açık tutmaya. Bunu, bir bakıma, “güçlerinin sürdürülebilir olmasını temin fırsatı” olarak da görüyor, öyle kurguluyorlar. Üzerinden 80, 90, 100 sene geçmiş yaraların kapanması ihtimali bile deliye döndürüyor bizim Kamalistleri. Yara açık kalırsa, kapanmazsa, kanamaya devam ederse bin yıldır sürdürdüklerini düşündükleri ve aslında epeydir sürdüremedikleri iktidarlarının devamını sağlayacaklarını hesaplıyorlar.

Kamalistlerin Seyit Rıza ile Şeyh Sait’e aynı anda rahmet dileyen Yıldız Tilbe’ye, ellerinden gelse kadını bir kaşık suda boğacaklarmış gibi saldırmaları bu bakımdan ibretliktir. Bu düşmanca dille, bu linç kültürüyle devam ettirebiliyor zira Kamalistler kendi varlıklarını.

Oysa köprünün altından çok sular aktı. Ne 1920’lerin Türkiye’sindeyiz, ne Türkiye’nin en makbul sınıfı “oligarşik Kamalizm’in oluşturduğu yeni nesil”, ne de Kamalizm muktedir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tümdengelince nere varılır? 01 Aralık 2020 | 450 Okunma Maradona nasıl sofi oldu? 29 Kasım 2020 | 737 Okunma İyilik, güzellik, incelik 28 Kasım 2020 | 120 Okunma İki sert gerçek 24 Kasım 2020 | 412 Okunma Burası dünya ve bu kadar 22 Kasım 2020 | 297 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar