ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Bu insanlara ne oluyor?

Seçim atmosferi içinde, sosyal olaylar (maalesef hemen hepsi de acı olaylar…) siyasi haberlerin gölgesinde kalıyor .

İsmail Kapan
İsmail Kapan Türkiye Gazetesi
21 Haziran 2018 | 59
Seçim atmosferi içinde, sosyal olaylar (maalesef hemen hepsi de acı olaylar…) siyasi haberlerin gölgesinde kalıyor. Oysa toplumun geleceği bakımından en fazla bu gelişmelere dikkat kesilmemiz gerekiyor.
 
Cinayetler, özellikle aile içi cinayetler ve bir kısmının beraberinde gelen intihar vakaları… İnsanın kanını donduracak cinsten vahşetler… Sadece insanlara karşı değil, hayvanlara karşı da tüyler ürpertici işkence ve öldürme olayları… Bütün bunları yapanlar da, insan kılığındaki yaratıklar!.. Peki, ne oluyor bu insanlara? Bu kadar acımasızlığın, vicdansızlığın, canavarlığın, vahşetin kaynağı ve sebepleri nedir? Nasıl bu kadar gaddar ve acımasız, ruhsuz olabiliyorlar? Küçük siyah bir köpek yavrusunun yürek parçalayıcı hâli, günlerce konuşuldu. Toplumun öfkesi sel gibi kabardı. Bu alçaklığı yapan kişinin yakalanıp hak ettiği cezanın verilmesi haykırıldı. Neticede bir kepçe operatörü şüpheli olarak yakalandı. Fakat gerçek suçlunun o kişi olup olmadığı konusunda, ciddi şüpheler var. Giderek yaygınlaşan kanaate göre, bu insanlık dışı olayın gerçek faili gizleniyor veya belki de birilerince korunuyor. Başta sokak kedi ve köpekleri olmak üzere, hayvanlara yönelik olarak işlenen suçlarda ürkütücü bir artış var. Bu canavarlığı besleyen hangi sosyal ve psikolojik dürtüler baskın hâle geldi acaba? Toplumun ruh sağlığı nasıl bir etki altında bu derece bozuluyor? Bu konuda psikologların, sosyologların ve diğer ilgili uzmanların söyleyebileceği çok şey vardır elbet. Ama esas mesele bu tehlikeli gidişatın önüne geçebilmektir. Bunu nasıl başaracağız toplum ve fertler olarak? Hayvanlara karşı işlenen suçların, sadece “hayvanseverler” diye tanımlanan kişi veya sivil toplum kuruluşların ilgi alanına giren bir konu olmadığını nasıl anlatabiliriz acaba? Hayvanlara insanca muamele etmek, insan olarak hepimizin görevi değil midir?
Beri tarafta, insanlara karşı da canavarca muamele eden iki ayaklı canavarların giderek arttığı felaket bir durumla karşı karşıyayız!.. Eşini, çocuğunu, anasını – babasını, kardeşini velhasıl en yakın aile efradını katleden canavarlar… Sadece dün medyada yer alan haberler insanın içinin kararması için yeter de artar bile. Gaziantep’te karısını, kayınpederini ve kayınvalidesini öldüren, kayınbiraderini yaralayıp (ölü taklidi yaparak kurtulmuş…) bir yaşındaki çocuğunu alıp kaçan cani büyük infiale yol açtı. Neyse ki çok geçmeden yakalandı. Şimdi beklenen şey, bu insan kılığındaki caninin, en kısa zamanda hak ettiği cezaya çarptırılması… İstanbul Arnavutköy’de eşini ve iki yaşındaki kızını boğarak öldüren kişi intihara teşebbüs etti… Manisa’da bir kişi boşanmış olduğu eski eşini av tüfeğiyle öldürdü. Bursa’da Suriyeli bir kişi, öz yeğeni olan bir çocuk sahibi kadını on bir bıçak darbesiyle öldürdü. Yedi yaşındaki bebek, kadının cesedi üzerinde ağlarken bulundu… Bütün bu iç karartıcı haberler yalnızca bir gün içinde medyaya yansıyanlar. Bir de yansımayan olayları hesaba katınız. Neler oluyor neler!.. İnsanlara bir hâller oldu. Alkol, uyuşturucu, kumar, gayrimeşru ilişkiler ve bütün bunlarla birlikte baş gösteren felaketler. Cinnet geçirmeler, aile fertlerini topluca katletmeler, intiharlar ve bunlarla birlikte gelen diğer dramlar. Öksüz ve yetim kalan çocuklar… Cemiyette açılan bu derin yaralar nasıl tedavi edilecek, nasıl kapanacak?
Dikkat ederseniz, seçim propagandası sırasında siyasiler bu sosyal meselelere daha az temas ediyor. Kimileri hiç temas etmiyor bile… Herkes nereden ne kadar para toplayıp kimlere nasıl ödeyeceğini sık sık dile getiriyor. Fakat ne acıdır ki, aile ve toplumun huzuruna yönelik sosyal reçetelere kimse pek fazla kafa yormak istemiyor! Oysa temel meselemiz budur. Kendi kanından, canından insanlara karşı bu derece vahşice davranabilecek canavarlar, toplumda giderek artıyorsa, en büyük felaketle yüz yüzeyiz demektir… Şu hâlde en acil biçimde masaya yatırılması gereken konu da budur. Cemiyetin temel taşı olan ailede huzur olmazsa, hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Para - pul, ekonomi bir şekilde temin edilebilir, bugün olmasa da yarın elde edilebilir. Ama her şeyden önce insanların sevgi, merhamet ve ülfet içinde yaşama ortamını yakalaması lazım. Kadın cinayetleriyle, çocuk cinayetleriyle hayvanlara karşı işkence ve fena muamele haberleriyle sarsılan toplumlarda, insanların ruh sağlığının etkilenmemesi mümkün değil. Şu hâlde en acil ve en mühim mesele olarak bu konularda âdeta bir seferberlik başlatılması gerekiyor. Aksi hâlde her gün yeni bir fecaatle sarsılmak kaçınılmaz olur maazallah!..
Medyanın seçim ve siyaset haberleriyle dolup taştığı bir sırada bu konuyu ele almamız bazılarına aykırı gelebilir. Lakin dikkatli düşünürsek bu meselenin her şeyden önce geldiğini anlarız. Ve bu meseleyi kulak ardı etmenin ne derece vahim bir durum olduğunu, ille de birilerinin bize hatırlatmasına mahal vermemeliyiz. Lütfen el birliğiyle bu konulara eğilelim. Daha fazla geç olmadan ve yaralar büyümeden!..
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER