Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!

Eleştiri kıymetli bir şeydir. Öyle her olay, olgu ve değer eleştiriyi hak etmez. Bir şeyin eleştiri nesnesi olabilmesi için ilk şart, kendi kendine yeterli olmasıdır. Kendi içinde bütünlüğü olan ve...

Eleştiri kıymetli bir şeydir. Öyle her olay, olgu ve değer eleştiriyi hak etmez. Bir şeyin eleştiri nesnesi olabilmesi için ilk şart, kendi kendine yeterli olmasıdır. Kendi içinde bütünlüğü olan ve kendini tanımlayabilen bir karakter kazanmış olması gerekir. Kendi kendine yeterlilik ile mükemmeliyet skalasının bir yerinde konum alır eleştiri. Olduğu konumdan daha iyisine evrilmeyi, prensip olarak, eleştiri omuzlamak ister. Eleştiri ile gevezelik arasında bu kadar somut bir durum söz konusudur. Eleştiriyi yorum ve değerlendirmeden ayıran da, eleştirinin bizatihi kendinden değil de eleştiri nesnesinden söz etmesidir.

Bu konuyu akademik bir eleştiri tartışması ve tanımlaması için açmadım. Bir maksadım ve bir amacım var. 1978 yılından bu yana yazı yazıyorum. Siyaset, kültür ve diğer güncel konulardan oluşan söz konusu yazılar aracılığı ile düşünce dünyamıza, bir nebze ols

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gri'yi öldürmek! 28 Aralık 2017 | 1.591 Okunma Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet 25 Aralık 2017 | 1.217 Okunma Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli 23 Aralık 2017 | 1.989 Okunma Ne kazandık elimize ne geçti-3 21 Aralık 2017 | 1.582 Okunma Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2) 18 Aralık 2017 | 1.264 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar