Konuşmadan önce…

Hayat tarzı ve siyasî düşüncesi üzerinden inanan kesimi rencide etmeye çalışmak, son yılların modası haline geldi. Yeni tartışmamız malumunuzdur: Doğru dürüst yüzme bilmeyen, bisiklete dahi binemeyen...

Hayat tarzı ve siyasî düşüncesi üzerinden inanan kesimi rencide etmeye çalışmak, son yılların modası haline geldi. Yeni tartışmamız malumunuzdur: Doğru dürüst yüzme bilmeyen, bisiklete dahi binemeyen büyük bir kitleden bahsediliyor. Hemen burada, iyi bir şiir kitabını tavsiye etmek isterim: Ahmet Murat, Bir Şair Bisikletle, Profil Yayınları, Mayıs 2010.

Bu tartışmanın sonu şuraya geldi: “Mütedeyyin camianın birkaç yetişmiş isim dışında şair, öykücü ve romancısı yoktur.” Vaktiyle Saadet Partisi’nde genel başkan yardımcılığı yapmış olan Halk Partili bir vekil de bu temelsiz iddiayı dillendiren isimler kervanına katıldı. Önce şunu söylemek gerekiyor: Sol kesimin umut diye tutunduğu edebiyatçıların önemli bir kısmı sağ çıkışlıdır, kökenlidir. Kendisi gibi.

Bize dönersek. Bir şairimiz, öykücümüz, romancımız yok mu sahiden? Son çeyrek asırda hiç yeni isim çıkaramadık mı?

Doksan kuşağından yazı da yazabilen kuvvetli şairler, iki bin kuşağından şairlerin yanı sıra hayli yetenekli öykücü ve romancılar çıkmıştır. Alttan ise taze ve temiz gençler geliyor. Fakat dergileri ve yeni yayınları okumadıktan sonra bunların ne anlamı var? Önce Soğuk Savaş dönemini aşıp günümüze ulaşmak gerekiyor.

Ayrıca: Her nesil ve her devir kendi özellikleriyle birlikte gelir. Bugünün şartlarıyla geçmişi değerlendiremeyiz. Diyelim ki değerlendirdik. İşte sonuç: Yirmili ve otuzlu yılların tanınmış birçok şair ve yazarı günümüzde yaşamış olsaydı, eserlerini yayınlatmakta ciddi güçlük çekerdi. Oysa müfredat on yıllar boyunca hep bu isimlerin üzerine kuruldu. Devlet desteği başka nedir?

Tartışmanın ara başlıklarından biri de, İslamcıların iktidarın imkânlarından cömertçe istifade ediyor oluşu. Yakın şahitliğim şudur: Tanıdığım neredeyse bütün İslamcılar, emek sahibi derinlikli isimler, son yıllarda ciddi ekonomik sıkıntı çekiyor. Kendi adıma da konuşabilirim: On yıldır istikrarlı bir şekilde geriye gidiyorum. Yani İslamcıların atlarını kamuya bağladıkları iddiası ziyadesiyle yanlış ve maksatlıdır. Hatırlatmak gerekir: Hakkaniyet ile haysiyet daima beraberdir, ayrılamaz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kastamonu hakkında 28 Eylül 2019 | 324 Okunma Ölümle ilgili 25 Eylül 2019 | 271 Okunma Son zamanlar 21 Eylül 2019 | 152 Okunma Buradan bakınca 18 Eylül 2019 | 2.717 Okunma Takip mesafesini korumak gerekiyor 14 Eylül 2019 | 239 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar