Ölümsüzlük ve sonsuzluğa doğru!.

Baktığım şey fevkalade göz alıcı ve çekici.. Yaklaştım, bu yazıyla paylaştığım resimde gördüğünüz şeye.. Şey, su dolu bir silindirin içindeki fevkalade garip, karmaşık...

Baktığım şey fevkalade göz alıcı ve çekici.. Yaklaştım, bu yazıyla paylaştığım resimde gördüğünüz şeye..
Şey, su dolu bir silindirin içindeki fevkalade garip, karmaşık bir.. bir şey işte!. İçinden hava kabarcıkları çıkan bir şey!.
Ne olduğunu bilmiyor, ama gözümü de alamıyorum..
Garip bir şekilde çekiyor, baktırıyor..
Nedir bu?.
Önce size nerde olduğumu anlatayım..
Burası, Ritz'in altındaki Ekav Galerisi. Pınar Yoldaş ve Bilge Alkor sergileri için burdayım. Baktığım bu adeta canlı gibi şey, Pınar'ın "Ecophila / Too much World not enoug Earth" adlı çalışması..
Dalmış, baka kalmışım ki, Pınar geldi yanıma..
6 sene evvel gene Ekav'da açtığı sergide tanışmıştık. Amerika'da yaşıyordu ve orada yaşayan Ekav kurucu patronu İnci Aksoy'un kızı Eda, almış getirmişti, bu gencecik sanatçıyı İstanbul'a..
O altı yılda neler olmuş, neler..
O gencecik Pınar şimdi karşımda "Doktor" olarak duruyor..
Bilim ve Sanat Doktoru..
O çok ünlü UCLA'de Sanat, Duke'ta Bilim masterı yapmış. Sonra da Bilim ve Sanat üzerine doktora..
Bilim tarafı Beyin üzerine.. Beyin Bilimleri doktoru..
San Diago Kaliforniya Üniversitesi'nde ders veriyor halen..
Ecophilia, üzerinde yaşadığımız ve tüm canlılarla paylaştığımız dünya ve çevre bilincini, yeni kuşaklara yerleştirmek için bir hareket.
Too much World not enough Earth'ü tercüme etmek değil, açıklamak gerek..
World de, Earth de bizim dilimizde "Dünya" anlamına geliyor ama, Amerikan dilinde bir nüans ayırıyor.
World, insanların yarattıkları ve yaşattıkları dünya.. Earth ise, doğal oluşan ve gelişen..
İnsanlar ne kadar çok şey yapıyorlar ki.. Oysa yeterli dünya yok..
Sonu?.

Bu gördüğünüz ne mi?. Önce bakın sevgili okurlar.. Sonra yazıyı okuyun. Çok ama çok şaşıracak, çok ama çok da düşüneceksiniz.

İşte Pınar'ın sergisi bu.. Bu "Sonu?." düşündürmek..
Su dolu silindiri gösterdim.. "Nedir bu?. Üzerinde de bir tarih var. '9. 9. 2245' diye.. Ne bu?." Anlattı Pınar..
"Dünya oluştuktan sonra hayat suda başladı, değil mi? Sonra evrim geldi. En son insan, bildiğimiz tüm canlılar oluştu. Şimdi eğer bu ikisine inanıyorsak, yani hayatın suda başladığına ve evrime, düşünelim.
Denizlere, okyanuslara attığımız milyon, milyarlarca plastik orada, asırlar içinde bir evrime sebep olmayacak mı?. Neden olmasın?. İşte bu su dolu silindir içinde, hayatın başladığı sularda, içlerine atılan plastiklerle evrimleşen yeni canlı var. benim hayalimdeki evrilmiş, plastik yaratık.."
O yaratık zamanla karaya çıkacak..
Yani, plastik hayvanlar, sonunda insanlar, biz oluşacağız.. Plastik insanlar..
"Yani ölümsüzlüğün sırrını buluyoruz galiba" dedim, gülerek..
Plastik, yapılan araştırmalara göre doğada 1.000 (Bin) yılda yok oluyor.
Yani biz canlılarla mukayese edersek hele, yok olmuyor. Ölümsüz bir madde..
Pınar'ın enfes heykelleri ve resimleri var sergide.. Bir bölümü de bilimsel yanı, beyin üzerine..
Anlattı..
"Bilimsel araştırmalar, beynin, panik anında müthiş çalıştığını, müthiş enerji ürettiği ve tükettiğini gösteriyor" dedi, bir Beyin Bilimleri doktoru olarak.
Mesela bir kaza anında.. Mesela bir gökdelenin tepesinden düşerken..
..Ve beyin bu kadar fazla enerji tüketirken zaman yavaşlıyor..
Sanatın içinde kuantum fiziğine geçiyoruz, o beyin çalışmalarına bakarken..
Buyrun, düşünün bakalım..
Beyni hızlandırabilirsek, zaman yavaşlayacak, duracak raddelere gelecek.
Hatta.. Hatta.. Yani sonsuzluğa adım..
Yani, evrenin sınırına gitmek için 14 milyar ışık yılı değil, zamanı yavaşlatırsak bir kaç saat, belki de saniye yeterli olacak!.
Sergiden çıkalı 3 gün oldu. Üç gündür hala bunları düşünüyorum..
Ölümsüzlüğün ve sonsuzluğun kapısına mı geliyoruz acaba?.
80 değil de, 8 yaşında olsaydım, neler görecek, belki de ölümsüzlüğe, sonsuzluğa mı ulaşacaktım?.

***
Bu hafta sonu Ekav'a gidin. Orada hem Pınar'ın yapıtlarını göreceksiniz, hem de 83 yaşında, yorulmaz sanatçı Bilge Alkor'un müthiş çalışmalarını.
Alkor'un konusu da ilginç.. Melekler ve Şeytanlar..
Şeytan.. Yani Lucifer..
Yani "Işık getiren.." Peki Melek?.
Ben söylemeyeyim de, siz gidin, görün, hem de nasıl resim/ fotoğraf karma teknikleriyle Bilge Alkor'un yorumunu..
Fazla vaktiniz yok. Bu çok ama çok baktıran, dahası evinize döndüğünüzde dahi günlerce düşündüren eserleri görebilmek için 19 ekime kadar vaktiniz var..
Siz bu hafta sonu gidin bence..
Düşünüp düşünüp tekrar görmek isterseniz, fırsatınız olsun.
YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bir “VAR”mış, bir yokmuş!. 23 Ekim 2019 | 2.536 Okunma Bir “Yandaş” gazeteden Manşet ve Yorum!. 22 Ekim 2019 | 17.591 Okunma Başını Vermeyen Şehit!.. 20 Ekim 2019 | 2.439 Okunma Sahada ve masada tamam da, ekranda?. 19 Ekim 2019 | 3.817 Okunma Bu nasıl mahkeme, bu nasıl Yargıç! 18 Ekim 2019 | 2.780 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar