Şafağı beklerken, cephedeki çadırda, teyakkuzda

Ben bir çadırda doğdum. Biz asker çocukları böyleyizdir, bulduğumuz çadırda doğarız (...) Neden çadırda doğdum? Alman saldırısı bekleniyor; babam asker malum.

Ege'de savunmak üzere siperlerdeler, mevzi tutmuşlar. Aileler de mümkün olduğu kadar yakın bir noktada, çadırlarda kamp kurmuşlar. Annem, kocasının yanında, cephedeki askerlerin gerisinde, karnı burnunda... Bir gece, doğa doğa, her zamanki gibi bulmuşum sabahın ikisini, üçünü. Ellerinde fenerler doğum gerçekleşmiş."
Cephe gerisinde, sabaha karşı doğan o küçük bebek Alev Alatlı'ydı. Kendisinin kâlemle verdiği mücadeleyi, doğum hikâyesinden daha güzel anlatan bir metafor yoktur sanırım: Şafağı beklerken, cephedeki bir çadırda, teyakkuzda...
Turkuvaz Kitap'tan ilk iki cildi çıkan ama 6.500 sayfası hazır olan ve 11 cilt olması planlanan külliyatı, Alev Alatlı'nın sürdürdüğü Türkiye nöbetindeki şafağı çağırma çabası olarak okuyorum.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Libya’ya asker gönderecek miyiz? 11 Aralık 2019 | 2.945 Okunma AK Parti seçmeninin farkı 10 Aralık 2019 | 2.858 Okunma Şehir’e daha fazla kötülük yapmayın 09 Aralık 2019 | 3.992 Okunma NATO’nun caydırıcılığı 06 Aralık 2019 | 2.251 Okunma Türkiye-Fransa gerginliği, NATO zirvesine damga vuracak 04 Aralık 2019 | 2.581 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar