Şafağı beklerken, cephedeki çadırda, teyakkuzda

Ben bir çadırda doğdum. Biz asker çocukları böyleyizdir, bulduğumuz çadırda doğarız (...) Neden çadırda doğdum? Alman saldırısı bekleniyor; babam asker malum.

Ege'de savunmak üzere siperlerdeler, mevzi tutmuşlar. Aileler de mümkün olduğu kadar yakın bir noktada, çadırlarda kamp kurmuşlar. Annem, kocasının yanında, cephedeki askerlerin gerisinde, karnı burnunda... Bir gece, doğa doğa, her zamanki gibi bulmuşum sabahın ikisini, üçünü. Ellerinde fenerler doğum gerçekleşmiş."
Cephe gerisinde, sabaha karşı doğan o küçük bebek Alev Alatlı'ydı. Kendisinin kâlemle verdiği mücadeleyi, doğum hikâyesinden daha güzel anlatan bir metafor yoktur sanırım: Şafağı beklerken, cephedeki bir çadırda, teyakkuzda...
Turkuvaz Kitap'tan ilk iki cildi çıkan ama 6.500 sayfası hazır olan ve 11 cilt olması planlanan külliyatı, Alev Alatlı'nın sürdürdüğü Türkiye nöbetindeki şafağı çağırma çabası olarak okuyorum.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HDP ve Batasuna 23 Ağustos 2019 | 3.457 Okunma İspanya kadar demokratik olsak yeter 21 Ağustos 2019 | 3.163 Okunma Özkök’ün yüz çevirdiği kadınlar 20 Ağustos 2019 | 2.901 Okunma İmamoğlu, sizin çalışanınız olsaydı? 19 Ağustos 2019 | 3.538 Okunma Hizmet karşıtı siyaset 16 Ağustos 2019 | 4.312 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar