Avrupa’nın çatlayan zırhı
Fransa, Almanya ve Hollanda ekseninde aşırı sağın yükselişi Avrupa siyasetinin ana belirleyicisi olmaya devam ediyor; ancak bu yükseliş doğrusal bir tırmanış değil. Özellikle Hollanda örneği, aşırı...
Fransa, Almanya ve Hollanda ekseninde aşırı sağın yükselişi Avrupa siyasetinin ana belirleyicisi olmaya devam ediyor; ancak bu yükseliş doğrusal bir tırmanış değil. Özellikle Hollanda örneği, aşırı sağın her zaman kesintisiz şekilde ilerlemediğini, kimi zaman toplumsal ve siyasal dirençle karşılaştığını gösteriyor. Bu nedenle Avrupa'daki dönüşümü anlamak, hem güçlenmeleri hem gerilemeleri aynı anda okuyabilecek bir perspektif gerektiriyor.
Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Birlik Partisi, ekonomik sıkışma ve güvenlik kaygılarının beslediği kültürel huzursuzluğu siyasallaştırarak merkez siyasetin boşluğunu dolduruyor.
Banliyö çatışmaları, laiklik tartışmaları ve Müslüman karşıtı söylemlerin normalleşmesi, aşırı sağın bir "alternatif düzen" algısıyla iktidar eşiğine yaklaşmasını sağladı. Macron sonrası dönemde ülkeyi bekleyen belirsizlik, bu eğilimi daha da güçlendiriyor.
Almanya'da AfD'nin yükselişi, savaş sonrası kurulan siyasal konsensüsü zorluyor. Enerji krizi, Ukrayna savaşı ve artan güvenlik endişeleri...