Zaman gelip geçerken: Telaşlı mı, sakin mi?

Bir metropolde yaşamanın ne menem şey olduğuyla oruçluyken yüzleşiyoruz... Bedenin açlığı bir şey değil, o kolay. Oruç, "ruhun iştahı"na direnmek, kendini tutmak, o açlığı dindirmek demek....

Durup geri çekilmek demek... Metropol hayatında bir an olsun durmak, durup geri çekilmek, bakmak (temaşa ve tefekkür) mümkün mü? Zor ama yapabildiğinde de nasıl güzel!

***

"İftara yetişmek" diye bir hal var metropolde. Güzel yanından bakarsak, tatlı bir telaş. Fakat bir de öteki yanı var. Niye yetişmek zorunda kalıyoruz? Bu koşuşturma tuhaf değil mi? Trafikte seksen takla atmak, gözünü saatten ayıramamak, yetişme endişesi taşımak ile sükunetle akşamın inmesini bekleyip oruç açmanın gösterişsiz neşesini kıyaslasak hangisi ağır basar? Artık bilemiyorum. Çünkü şimdi metropol telaşını da seviyorum. Ama geçmişte birkaç yıl yaşadığım o sakin kasabadaki iftarları özlüyorum. En çok da bisikletin sepetinden gelen sımsıcak pide kokusunu içime çekerek eve doğru pedal bastığım saatleri...

***

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Altını çizdiğim satırlar-74 26 Mayıs 2019 | 5 Okunma Zaman gelip geçerken: Anlatarak susanlar... 25 Mayıs 2019 | 41 Okunma Avrupa ve biz... Artık gerçekle yüzleşelim 24 Mayıs 2019 | 277 Okunma Alçaklar 23 Mayıs 2019 | 195 Okunma Sosyal medyayı küçümsemeyi bırakın! 21 Mayıs 2019 | 228 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar