Bunları da konuşsak keşke...
************Velhasıl... Dönüp bir daha bakalım şu kent hayatımıza... Belki dağınık bırakılıp, belki gayet obsesif biçimde düzeltilip sonra işe güce doğru yola çıkılan yataklar... Tecrit...
***
***
***
***
Velhasıl...
Dönüp bir daha bakalım şu kent hayatımıza...
Belki dağınık bırakılıp, belki gayet obsesif biçimde düzeltilip sonra işe güce doğru yola çıkılan yataklar...
Tecrit hücrelerini andıran asansörlerde inip çıkarak günün içine doğru ilerleyiş...
Trafik, trafik, trafik...
Başlı başına yorgunluk yani...
Öğlen vakti belki hepsi birbirine benzeyen dekorasyona sahip kafelerde soluklanmalar...
Sonra akşamüstü...
Küçük kutucuklarımıza (daire mi demeliydim?) geri dönüşlerimiz...
Bütün bunların içimiz ve dışarısı arasındaki ilişkiyi belirlemediğini söyleyebilir miyiz?
Hem de nasıl belirliyor.
Peki konuşuyor muyuz bunları?
Ne gezer!