ÇOK OKUNAN YAZARLAR

CHP-HDP ittifakı ve Kılıçdaroğlu'nun ertelenen akıbeti

Yerel seçimler yaklaştıkça ittifaklar yeniden gündeme geldi .

Halime Kökçe
Halime Kökçe Star Gazetesi
22 Eylül 2018 | 6.9 K

Yerel seçimler yaklaştıkça ittifaklar yeniden gündeme geldi. Malum, evvela CHP'li Dursun Çiçek, "Kriterlerimize uyan HDP'lileri CHP'den aday gösterebiliriz" dedi. 

PKK'nın 7 Haziran seçimlerinden sonra hendek terörü ile yeniden silaha sarılması ve HDP'li vekil ve belediyelerin PKK'ya söylem ve lojistik destek sunmasına rağmen CHP, HDP ile genel seçimlerde örtülü ittifaktan kaçınmamıştı. 

24 Haziran seçimlerinde CHP'nin asıl amacı HDP'yi Meclis'e sokmak ve böylece AK Parti'nin milletvekili sayısını düşürmekti. Oyunun düşmesini göze alarak kendi seçmenini HDP'ye yönlendirdi ve HDP'nin baraj altı kalmasına mani oldu. İttifak içindeki Saadet Partisi'nin oyları sayesinde de fazladan 2-3 vekil çıkardı. 

Yerel seçimlerde genel seçimde olduğu gibi bir ittifak protokolü yok. Yani bu durumda ittifaklar lokal düzeyde, ortak aday çıkartmak şeklinde olacak. Meclis üyelikleri, belediye başkan yardımcılıkları üzerinden de pazarlığa oturulabilecek. 

CHP bu sayede HDP ile ittifakını kamufle edebileceğini düşünüyor. 

Fakat ortada zaten yapılmış ve sonuç vermiş bir CHP-HDP ittifakı var.  

*** 

Yeni sistemin ittifakları teşvik, hatta icbar ettiği tespitini yapıp yine de CHP-HDP ittifakını neden sorunsallaştırıyoruz sorusunu soranlar olacaktır. CHP'nin PKK'nın terör eylemlerini durdurduğu ve silahlı unsurlarını ülke dışına çıkarmayı vaat ettiği bir vasatta, çözüm sürecini hedef alan açıklamalar yapan CHP'lilerin, PKK'nın yeniden teröre sarıldığı dönemde örgüte siyasi meşruiyet sağlamaya dönük bir tutum içine girmesi, hatta HDP'nin rolünü üstlenmesi elbette dikkat çekecektir ve 'yasal' olsa da bu ittifak kamu vicdanında meşru görülmeyecektir. 

Üstelik bu örtülü ittifak süresince HDP'nin bariz biçimde PKK'dan ayrıştığını düşünmemizi gerektirecek en ufak bir emare söz konusu olmadı. HDP'nin "Türkiyelileşmesi" tiyatrosunun 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra Kandil'den yükselen "Ne ödünç oyu, ödünç oy moy yok" tehdidiyle sonra erdiğini de biliyoruz. HDP'nin Meclis'e taşıdığı sözde vekillerin, Meclis kürsüsünden millete alenen hakaret ettiği de herkesin malumu. Keza aynı profildeki isimleri Meclis'teki CHP sıralarında da görüyoruz.   

*** 

'İrticayı' büyük tehlike gören, ülkenin geniş muhafazakar kesimini de dini görünürlükleri üzerinden irticacı diye damgalayan CHP, son 5-6 senede "AK Parti yeter ki gitsin, Erdoğan yeter ki devrilsin, bunu ister PKK yapsın İster FETÖ" diyebilecek noktaya geldi. Bu örgütlerin ve bunları kullananların Türkiye'yi hedef alan pek çok operasyonunda en hafif tabirle "kullanışlı aptal" rolünü oynadı. 

Hal böyle olunca, yani ülkenin güvenlik endişelerini gidermek yerine besleyen siyasi kararlar almak, yerel seçimde de CHP'yi sıkıntıya sokacaktır. 

Bunu kendileri de bildiği için ittifakla ilgili sorulara kaçak cevaplar veriyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Genel seçimlerde ittifak hukuki bir alt yapıya bağlı, yasası var. Ama yerelde ittifak yasa dışı bir olay. Gerekirse, 'Biz, şöyle bir aday çıkarıyoruz, belediye meclis üyelerimiz şunlar…' denilir, diğer siyasi partilerin seçmenlerinin karşısına öyle çıkılır" şeklindeki cevabı bunu yansıtıyor.  

***  

Tabii ki yerel seçimlerin CHP için asıl önemi, seçimden sonra partiyi bekleyen kaosla ilgili. Kılıçdaroğlu'nun 24 Haziran'dan sonra bir biçimde üstesinden geldiği kazan kaldırma olayının Mart seçimlerinden sonra tekrarlanacağına kesin gözüyle bakılıyor. 

Kılıçdaroğlu, 24 Haziran'dan sonra seçimli kurultay isteyen ve kendi iddiasına göre yeterli imzayı bulan Muharrem İnce'yi saha dışına çıkarmayı bildi. Öyle bir hale getirdiler ki İnce'yi, herhangi bir belediye başkanlığı için bile artık adı geçmiyor. 

Ancak Kılıçdaroğlu için çalan çanların yerel seçimler bitinceye kadar sustuğunu tahmin etmek de zor değil.   

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER