ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Benimle oylar mısın?

Halime Gürbüz
Halime Gürbüz Türkiye Gazetesi
24 Haziran 2018 | 28
“Kime verdin?..” Günün sorusu bu; oyunu kime verdin?.. Meraklı milletizdir ya biz. Henüz tanıştığı insana bile eşini, işini, maaşını sorabilen, önünden geçtiği binaya “kaç para gitti acep?” hesabına giren, Kurban Bayramında eşi dostu arayıp “et nasıl çıktı?” diye kontrol eden millet tabii ki oyunuzun rengini merak edecek. Ben merak etmiyor ama “İlle de oy kullanınız efem” diye rica ediyorum… Yüreğinizin sesini dinleyin, vatandaşlık görevinizi yerine getirin. Sonrası ise malum işte, akış klişe;
Oy verirken nelere dikkat etmeliyiz? Hangi lider nerede oy verdi, haberleri… Sayım başladı… Seçim programlarında yasak kalkana dek uzman, uzamacık konuşmaları. ‘Ben Türk siyasi tarihinin kitabını yazdım’ tribindekilerin kale kapmacası; şurası şunun kalesi, burası bunun kalesi falan derken… Sonuçlar açıklanmaya başlıyor. Pasta zamanı! Ekranlarda pasta ve bar biçimli grafiklerle oy oranları… Oylar, pasta, oylar, heyecan, merak ve tabii ki sosyal medyada ‘Sandıkları terk etmeyelim’ çılgınlığı! Televizyon başında tırnaklarını kemirirken aklı sandıklarda kalanların “son dakikaya kadar sandıkları terk etmeyelim!" kampanyaları.
Şu burada alır, burada bu fark yapar, orası zaten bilmem kimin memleketi yorumları… “Nassı tespit yaptım beahh” havasına kapılanlar… Pasta, oylar, pasta, ‘resmî olmayan sonuçlara göre' rakamlar açıklandıkça keyfi kaçanlar… “Oy oranı moralinizi bozmasın, bunlar medyanın abartması. Oyuna gelmeyin, sandıklarınızı terk etmeyin!” çığlıkları. Referandumda sandığı terk etmeyeceğim diye diretirken kendini üçüncü sınıflarla Hayat Bilgisi dersinde bulan Kamil’in anıları…
Pasta, oylar, pasta… “Konya gelince beni çağır, bakalım bilmem ne partisi barajı geçmiş mi?” gevşemesi, “Panik yapmayın, daha falanca köy, filanca şehir sandıkları açılmadı!” evresi… Oylar, pasta, çubuklar; ezik Beşir tadında; “Nihal’i harcayacaklar matmazel" endişesi.. “Ohooo, baksanıza hepsini üst üste eklesen X partinin çubuğu kadar olmuyor” değerlendirmeleri… Sonunda da birine zafer, birilerine yenilgi… 
"Millet bize ana muhalefet görevi verdi" beyanatları, yine yeniden "yaşanmaz, gidiyorum bu memleketten" saçmalamaları... Aziz Nesin alegorisi, "her halk layık olduğu şekilde yönetilir" söylemleri. "Kim veriyor bunlara bu oyları?" çıkmazı... "cahil halka oy hakkı" konusunda itirazlar. Kömür, makarna, trafo, kedi vb materyaller üzerinden ahlak dersleri. "Stockholm Sendromu"na bağlamaca… Çalınan oy güzellemesi… Ağlama krizi… Kapanış…
 
Ninem diyor ki; Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER