Göçebe atları kışın ne yerdi?

Göçebelerin atlı savaş tecrübeleri tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar zengindir.   Geçmişi anlama çabasında hem orijinal kaynaklara hem de modern tarihçilerin yazdıklarına eleştirel...

Göçebelerin atlı savaş tecrübeleri tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar zengindir.   Geçmişi anlama çabasında hem orijinal kaynaklara hem de modern tarihçilerin yazdıklarına eleştirel yaklaşmak bir tercih meselesi değil, bu çabanın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Eleştirel okumalar olmadan tarihçilerin hipotezleri ve tezleri sınanamaz, yanlışlanamaz, herkes yazdığıyla kalır. Tarih araştırmaları da yerinde sayar ve bilimsel faaliyet alanının dışına itilir. Oysa malumun, o “malumu” ilk ortaya koyanların basit bir şekilde anılarak veya daha kötüsü hiç anılmayarak tekrarına değil yeni sorgulamalarla genişletilmesine, yeni katkılara ihtiyacımız var. Bu genel çerçeveyi benimseyince eleştiri de kaçınılmaz oluyor. Konusuna ve söylenenlere göre; bazen daha az, bazen daha çok. . . Tabii ki eleştirilerin de tarih metodolojilerinin içinde kalınarak düzgünce yapılması gerekiyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Osmanlı sanayiinden kalanlar ve bir ara 05 Ocak 2020 | 208 Okunma Son vakanüvisin gramofon fabrikası 29 Aralık 2019 | 199 Okunma Osmanlı’nın istatistik meselesi 22 Aralık 2019 | 205 Okunma Yıl 1897 Van’da 9 bin 567 tiftik keçisi 15 Aralık 2019 | 702 Okunma Osmanlı niye deri ithal ediyordu ki? 08 Aralık 2019 | 530 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar