ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Fatih Altaylı’nın polise hakaretleri ve bir medya gerçeği

Türkiye’de bazı isimler kuşkusuz korunaklıdır ve dokunulmazlıkları vardır .

Fuat Uğur
Fuat Uğur Türkiye Gazetesi
18 Ekim 2018 | 9.3 K
Türkiye’de bazı isimler kuşkusuz korunaklıdır ve dokunulmazlıkları vardır.
Fatih Altaylı onlardan biri. Tıpkı Ertuğrul Özkök ve benzerleri gibi.
Belki de ondan yıllardır bu denli rahat davranabilme, tehdit ve küfür edebilme imkânı bulabildiler medyada. Altaylı’yı yıllar itibarıyla izleyen biri olarak 1990’lı yıllarda işkence iddialarını gündeme getiren Avukat Eren Keskin’e söylediği “Keşke sana tecavüz etselerdi” lafından da tanıyoruz, 28 Şubat sürecinde “Bundan sonra nerede kılık kıyafet kanununa aykırı davranan görürsem polise ihbar edeceğim” diye yazdıklarından da.
Yer kısa daha fazla uzatmayayım.
Sanırım bu rahatlık onları bugüne taşıdı ve el üstünde tutuldular.
Dün Medya Kritik programında Cem Küçük’le birlikte Fatih Altaylı’nın Nişantaşı’nda bir polise hakaret eden görüntülerini yayınladık. Sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri hâline geldi.
Görüntülerde Fatih Altaylı’nın trafik polisiyle aracının park etme ya da cadde üzerinde beklemesiyle ilgili bir tartışma içinde olduğunu anlıyorsunuz. Ancak Altaylı’nın ses tonu giderek yükseliyor, bir ara “Kadın ölüyor, sen bana ambulans bekle diyorsun” sözleri geliyor kulağımıza. Ardından Altaylı’nın polisi elini sallayarak tehdit ettiğini ve “Haysiyetsiz adamlar” sözünü, biraz ilerledikten sonra da “Onların şefini de… hepsini de…” küfrünü işitiyoruz. Ağır, galiz ve sinkaflı küfürler.
Tabii seslerin engellemesi nedeniyle duyulmayan tehditlerin ne olduğunu da o trafik polisinin ifadesinden anlıyoruz. Çünkü Fatih Altaylı savcılığa çağrıldı ve ifade verdi. Resmî kayıtlara göre olayda Fatih Altaylı olay yerine gelerek “Hasta araç bekliyor, insan olsanız azıcık hâlden anlarsınız. Sizi şikâyet edeceğim. Sizi mahvedeceğim” diye tehdit ediyor. Polisin söylediği de şu:
“Şikâyet etmek sizin yasal hakkınız, edebilirsiniz.”
 
FATİH ALTAYLI’NIN TELEFONDA SÖYLEDİKLERİ
Ardından olan biteni yukarıda yazdım, görüntülerde mevcut.
Fatih Altaylı, saat 16.00 sularında beni telefonla aradı. Kendini tanıtarak sadece bilgi vermek istediğini söyledi. Anlattıkları şu:
“Evet küfür ettim ama yüzüne etmedim. Orası benim evimin önü. Karım zehirlenmişti ve tansiyonu 7-5’e düştü. Hastaneye götürmek istedim. Şoförüme beni bekle, Hande’yi indireceğim dedim. İndiğimde araç yoktu. Aradım polisin durdurmadığını söyledi. Polisle orada tartışmaya başladım. Bana ambulans çağırmamı söyledi. Emin olun ambulans kayıtlarımda mevcut 57 dakika gelmedi. Oradaki esnaf da şahit, karımı kaldırıma oturttum. Sonra sertleşti münakaşa ve ben o küfürleri ettim. Ama yüzüne karşı etmedim.”
Evet, söylediklerinden olayın bir başka yönünün olduğunu da anladık. Olay yeri bir kere evinin önü. Karısı hasta. Hastaneye götürmesi gerekiyor. Aracına bindirip götürmesi de gerekebilir. Bunu kendisine söyledim. Anlattıklarına programda yer vereceğimizi de ifade ettim.
Ama kafamda sorular var:
1- Madem polis izin vermedi, eşini aşağıda bekletiyor, şoförü bir tur attıktan sonra 5 dakika içinde gelebilirdi. Nitekim polis de Altaylı'nın şoförüne aynı şeyi söylüyor, 'Bir tur at gel, o zamana kadar inerler' diye.
2- Polisle tartışmak ne işe yaradı? Polisle tartıştı madem, neden tehdit etti?
3- Evet, sinkaflı küfürlerini olay yerinden biraz uzaklaştığı için polis işitmedi ama elini sallayarak yaptığı tehditler ve “Haysiyetsiz adamlar” lafını duydu, çünkü yakınında söyledi.
 
SONUÇ: FATİH ALTAYLI NEDEN HAKSIZ?
Biz ne savcı ne de yargıcız. Ama sıradan bir gazeteci ve vatandaş olarak gözlemimiz Fatih Altaylı’nın bu olayda haksız olduğu yolunda. Üstelik görgü tanıkları ve olayı kaydeden kişiler “Tüylerimiz diken diken oldu polisin soğukkanlılığı karşısında” diyorlar ve Altaylı’nın çok tehditkâr olduğunu belirtiyorlar. Çünkü alenen polise hakaret etti. Orada sadece polisle tartışsaydı ve küfür etmeseydi belki de biz bunu bir gerilim olarak görüp geçecektik. Ama bu derece ağır küfürleri edebilme potansiyeline ve cüretine sahip olmak hakikaten akıl alır gibi değil.
Nitekim İstanbul Emniyet Müdürlüğü bu konuyu son derece ciddiye aldı ve şikâyet etti.
Sonuçta olay savcılığa intikal etti.
Bundan sonrası yargının işi, gelişmeleri herkes gibi biz de izleyeceğiz.
Devamını Oku