ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Doları bırakın, Amerika’yı katil arılar yola getirecek!

Kendi kendimize doların bu kadar yükselmesinin sebebini sorup duruyoruz .

Fuat Uğur
Fuat Uğur Türkiye Gazetesi
21 Ağustos 2018 | 11.6 K
Kendi kendimize doların bu kadar yükselmesinin sebebini sorup duruyoruz. Koca koca ekonomistlerimiz nerede yanlış yaptığımızı, piyasa ekonomisinin hangi kurallarına uyup uymadığımızı tartışıyor. Yok emisyon hacmi, yok dış ticaret açığı, yok borcumuz, alacağımız, GSMH, bütçe açığı, fazlası…
Laf çok, çözüm yok. Zaten olması da imkânsız.
Birkaç gündür doların ülkemizdeki tarihsel serüvenine bakıyorum.
İlk devalüasyon 1926’da. 1 dolar, yüzde 100 değer kazanmış. 1929’da yeniden. 1946’da İnönü sayesinde Türk lirası 1 dolar karşısında 2,80 uzanmış. Yılmaz Özdil’in kulakları çınlasın. Atatürk ekonomisinden söz edip durur da. Neyse, devam edelim.
İnönü’yü devirip iktidara gelen Demokrat Parti uzun yıllar kuru sabit tutmuş ama Rusya ile ilişkisi başına iş açmış ve yıl 1958, dolar 9 lira.
1970’e kadar kur yine sabitlense de 1970’te 14,75 lira olmuş.
O yıllara bakalım.
 
KRİTİK EŞİK 1971
 
Soğuk savaş kıyasıya devam etmekte. Sovyetler Birliği esip gürlüyor. Kapitalist olmayan yoldan kalkınma diye bir şey bulmuş, Afrika’da, Orta Doğu’daki petrol ülkelerinde hâkim. ABD’nin burnunun dibindeki Küba ve pek çok ülke etkisi altında. Gerçi kendi burnunun ucunda da Amerikan üssü hâline gelen Türkiye var ama ne gam, şartlar eşit. ABD ise Şah’ın İran’ı ve Suudi Arabistan ile yetiniyor.
Kapitalizmin kumdan kale olduğu tartışılıyor artık. Avrupa’yı sallayan 68 hareketi, çiçek çocukları, savaş karşıtlığı tam gaz gidiyor. Türkiye solu ise almış eline silahı, ordudaki darbecilerle de iş tutarak ülkemize Kemalizm-sosyalizm karışımı bir tür Baasçılık getirme derdinde. Kısaca sosyalizm ve komünizm fena hâlde moda kapitalist ülkelerde.
 
“İSTEDİĞİM KADAR DOLAR BASARIM”
 
Sonunda, bizdeki 12 Mart 1971 muhtırasının verildiği dönemde ABD Başkanı  Richard Nixon bir karar alıp Bretton Woods anlaşmasını iptal etti. Bretton Woods anlaşması ABD’nin savaşın galibi olarak 1945 yılından sonra tüm Batı ve kapitalist dünyayı kendi para birimine, yani dolara endekslemesinin anlaşması. ABD o vakit “Altın rezervim kadar dolar basacağım” diyerek “güvence” vermişti dünyaya. Böylece petrol dâhil dünya ticaretinin dolarla yapılabilmesinin yolunu açmıştı.
Nixon işte bu anlaşmayı feshetti. Kısaca şunu dedi:
“Artık altın rezervim kadar değil istediğim kadar dolar basıyorum.”
Şimdi bizim hükûmet para basmaya kalkarsa olacakları düşünün. Merkez Bankaları dâhil herkes ayağa kalkar.
Nixon’dan bu yana ABD doları altın rezervini çok ama çok gerilerde bıraktı. Emisyon hacmi iyice şişti. ABD merkez bankası olarak adlandırılan FED bir şey dedi mi? Hayır. FED ne? Banka kartellerinin ortak konsorsiyumu.
 
ABD’NİN DIŞ BORCU FAZLA OLSA NE YAZAR
 
Bazı arkadaşlar son günlerde ABD’nin dış borcu şu kadar fazla, çok zor durumda vb. yazıp duruyorlar. Yahu ekonomiden çakmayan ben bile anlıyorum. Adamların borcu KENDİ PARASIYLA, yani dolarla. Basar öder, ne diyorsunuz. Şöyle açıklayayım. Türkiye’nin borcunun dolarla değil de Türk lirasıyla olduğunu düşünün. Öyle kaymak bir durum yani.
Neyse dağıtmayalım konuyu, Türkiye’nin dolarla ilişkisi işte o vakit; Bretton Woods anlaşmasının lağvedilmesiyle birlikte çığırından çıktı.
Ülkemiz SSCB-Çin blokuyla ABD emperyalizminin vekâlet savaşlarının çatışma alanı hâline geldi. Altı binden fazla insanımızı kaybettik. Üstüne ABD afyon ekimi ve Kıbrıs yüzünden ambargo uyguladı. Ekonomi dibi buldu ve Demirel’in deyimiyle 70 Cent’e muhtaç hâle geldik.
1980 devalüasyonları ve 12 Eylül faşist darbesiyle birlikte 1990’a uzanan süreçte 2606 liraya çıkan 1 dolar, 3 Kasım 2002 tarihinde 1 milyon 678 bin 73 liraya yükselerek tam 726 kat artma “başarısı” gösterdi. AK Parti iktidara gelince, sıkı para politikalarının etkisi ile sadece 1 milyon 310 bin liraya düştü. Ardından liradan altı sıfır atılınca paramız “değerlendi” ve 1 dolar=1,31 lira oldu. Sonra yavaş yavaş artarak bugün 6 liraya ulaştı.
Diyebiliriz ki 1990 ile 2002 arasında tam 726 kat artan dolar, 2002’den bugüne sadece 3,5 kat arttı. Bugünkü 6 liranın yanına altı sıfır koyarak 6 milyon lira yapalım. 2002’de 1 milyon 678 lira olduğuna göre çıkan sonuç bu.
O zaman sevinebiliriz!
 
IMF SEÇENEĞİNİ ISITIYORLAR
 
Ama gelinen noktada sevinilecek bir durum yok. Piyasa ekonomisinin kurallarıyla hareket ederek gideceğimiz bir yer de yok. Başka seçenekleri devreye sokmak gerekiyor. Baştan beri yazıyorum, elin oğlu bizi yine IMF ile aynı masaya oturtmanın peşinde. Allah’ın Muharrem’i bile bakın “IMF’yle masaya oturacağız” diye uyarıyor aklınca. Amerikalılarla konuştu sanırım gene.
 
ÇÖZÜM KATİL ARILARDA
 
Serdar Turgut’a göre Amerikalılar Kanal İstanbul’un bazı stratejik dengeleri değiştirebileceğinden endişelilermiş ama bu karşıtlıklarını Marmara’nın ekolojik dengesini bozacak diye dillendiriyorlarmış. Hep bizi düşünürler zaten.
ABD ekolojik denge deyince şu katil arılar konusuna çözüm bulsa iyi olacak. Amerikalılar bu “sorun”u ülkelerinin işgal edilmesinden bile önemli görüyorlarmış. Durum karışık. Arı dediğin ekolojik dengenin ayrılmaz bir parçası. Yok edersen bitersin. Etmezsen de çatır çatır adamı sokup öldürüyor.
Ha bu arılar bu arada Avrupa-Afrika kırmasıymış. Avrupalı arılar pek uysalmış ama onların zekâsı ile Afrikalı arıların vahşiliği birleşince ortaya böyle bir tehlike çıkmış.
 
KATİL ARILARA KARŞI MAO’CU ÇÖZÜM; SERÇE RAPORU
 
Anlayacağınız iki ucu kurabiyeli değnek.
ABD’ye ve Donald Trump’a Maocu bir çözüm önerim var. Aman “Yine mi Çin kardeşim” demesin çünkü Mao geçmişte böyle bir yöntemi uygulamış ve meseleyi kökten çözmüş!
Mao, 1960’lı yılların başında düşük tahıl rekoltesinin sebebini öğrenmek için partideki görevlileri iyice sıkıştırmış Aslında köylüler ürünün bir kısmını açlıktan ölmemek için kendilerine saklıyormuş. Partililer de köylüleri sıkıştırıyormuş. Köylüler en sonunda verecek cevap bulamayınca başlarından savmak için “Tahıl ürünlerini serçeler yiyor” demişler. Zavallı köylüler Mao’nun bu kadar çılgın olacağını tahmin edememişler tabii.
Mao o “Serçe Raporu”nu okur okumaz ülkedeki tüm serçelerin öldürülmesini emretmiş. Emir yerine getirilmiş ve yüzlerce milyon serçe öldürülmüş.
Korkunç bir vahşet. Sadece o kadar mı?
Sen serçeyi öldürürsen tarım ürünlerine milyarlarca böcek ve ne kadar zararlı varsa hepsi musallat olur. Çin âdeta istilaya uğramış. Mao bu kez böceklerden kurtulmak üzere ağır pestisitler(*) kullandırmış. Ama öyle böyle değil. Karada, havada ne kadar böcek türü varsa hepsi ölmüş. Arılar da birlikte.
Çinliler son yıllarda ağaçlardaki çiçekleri kendileri tozluyor ya, sebebi bu.
Arı yok çünkü.
Amerikalılar bunu yapabilir. Böylece KATİL ARILARDAN kurtulurlar.
Çözüm pestisit(!)
Ne dersiniz, konu Kanal İstanbul’dan daha mühim değil mi? Hatta dolardan bile.
İçindeki kara mizahı bir kenara ben bunlardan yine de korkuyorum, her şeyi yaparlar.
İyi bayramlar efendim.
.....
(*) Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan kimyasal madde ya da diğer maddelerden oluşan karışımlardır.
Devamını Oku