Eğri otursak da doğruyu konuşalım -1-

Hürriyet Gazetesi Yazarı Fuat Bol'un bugünkü (12.11.2022)''Eğri otursak da doğruyu konuşalım -1-'' başlıklı yazısı.

Bakınız sevgili okuyucularım; aynı dünya görüşünü paylaşmayabiliriz, birimizin ak dediğine diğerlerinin kara dediği olabilir, birimizin sevdiğinden diğerleri nefret edebilir.

Bir elin parmakları bile birbirinden farklıdır; mesele, tüm ayrılıklara rağmen o parmakların birlikte açılıp kapanmasıdır. Diğer bir ifadeyle tasada ve kıvançta (milli ve manevi değer ve meselelerde) bir ve beraber olabilmektir.

Bunun dışındaki ayrı ve aykırı fikir ve düşünceler zenginlikten öte bir mana ifade etmez. Yeter ki birbirimize tahammül edebilelim, saygılı olalım ve birbirimizi dinleyip anlamaya çalışalım.

Bir kısım insanımıza, vesayet sisteminin ne olduğunu, ABD’nin 1947 yılından beri, devlet ve millet hayatımızın kılcallarına değin nasıl nüfuz ettirildiğini, FETÖ’yü, PKK’yı, ve envaiçeşit terör örgütleriyle yapılan ve yapılmakta olan mücadeleyi anlatamadık.

Bütün bunlar anlaşılmayınca ya da yanlış anlaşılınca, ilk düğmenin yanlış iliklenmesi gibi, bütün düğmeler yanlış iliklenir ve hemen her şey yanlış veya eksik anlaşılır.

2. Büyük Savaş’tan sonra egemen güçler, ABD, Sovyetler ve tırnakları sökülmüş olsa da İngiltere idi. Zira İngiltere, 1. Büyük Savaş’tan sonraki parselasyonda altın hissenin sahibi olan ülkeydi.

İkinci parselasyonda İngiltere ile ABD yer değiştirmiş; bu kez altın hissenin sahibi ABD olmuştur.

ABD, yeni düzenin (aslında düzensizliğin) egemen gücü olarak, diğer galip güçlerle dünyayı parselledi. Yaptığı, kurt taksiminden başkası değildi. Galip güçler vasi olup vesayet altına aldıkları ülkeler ise tek kelime ile kısıtlıydı. Diğer bir ifadeyle, bu ülkelerin hak ve menfaatlerinin korunup kollanması ve sorumlulukları vasi konumundaki devletlerin ellerindeydi.

1947 yılında İnönü’nün ABD ile yapmış olduğu anlaşmalarla başlayan, 1952’deki DP döneminde de, NATO ile sürdürülen bu birliktelik, ormandaki aslanla kurdun dost ve müttefikliğini andırıyordu.

ABD, işe bizim uçak, silah ve mühimmat fabrikalarımızı havaya uçurtarak koyuldu. Sizin en ufak bir şey üretmenize gerek yok, size ne gerekiyorsa biz vermeye hazırız dediler.

Gelip geçen tüm hükümetlerimiz (ziyadesiyle itaatkâr olanlar ise, darbe hükümetleriydi!) bu emre uydu. Ülkeyi, IMF’ye borçlandırılarak, emre amade hale getirdiler. Emre uymayıp en ufak yan çizen devlet ve siyaset adamlarımızı ise ya darağaçlarında sallandırdılar ya suikastlara kurban ettiler ya da alaşağı edip iktidardan uzaklaştırdılar.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Vizyonsuzluğun böylesi 07 Aralık 2022 | 117 Okunma Anayasa değil arpalık arıyorlar 05 Aralık 2022 | 155 Okunma 6’lı masadan kaosa davet 03 Aralık 2022 | 151 Okunma Akıllar kirada 30 Kasım 2022 | 182 Okunma Halkın ekmeğiyle oynayanlar 28 Kasım 2022 | 119 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar