ÇOK OKUNAN YAZARLAR

İki kere yabancı

Önüm sıra yürüyen iki delikanlıda bakışlarım .

Feridun Andaç
Feridun Andaç Aydınlık Gazetesi
04 Haziran 2018 | 37

Önüm sıra yürüyen iki delikanlıda bakışlarım. İkisi de çıplak ayaklı. Birinde iğreti sandalet, diğerinde tabanlarına basılmış epeski bir ayakkabı. Adeta sürterek yürüyorlar. Yere basmalarındaki güvensizliği hemen anlıyorsunuz. Üstleri başları dökülüyor. Pantolonları, eprimiş ceketleri... “Hırpani” demeye içim varmıyor. ‘İnşaat amelesi iseler bu saatte burada ne işleri var,’ diye geçiriyorum içimden.

Önüm sıra baygın baygın yürüyüşleri sapmalar gösteriyor. Bağdat Caddesi’nin hummalı öğlen saati. Kadıköy yönüne doğru yürüyorum. Sağda sıra sıra yeme içme yerleri. Birisi, ani bir atakla, bunlardan birine giriyor; bir iş yapacak sanıyorum irkilerek. Öyle değil! Garson telaşla yanına varıp kahverengi ceketli sandaletli olanını iterek teras vari yerden dışarı çıkarıyor. Bir çuval gibi kaldırıma itelenip suskunca duruyor. Diğeri de sustukça bakıyor sağa sola. Gözlerim gözlerine ilişiyor, utanç dalgası sezinliyorum. Arkadaşının yanına gelmesini beklemeden bir hamlede bir ileriki cafeye giriyor. Bu kez dikkatim onun üzerinde. Ne söylediğini anlayamasam da; ihtimal yardım istiyor. Masadaki anlamsız yüzler cüzzamlıya bakarcasına irkilip yüz çeviriyorlar...

Yoksulluğun, çaresizliğin aşağılanma haline birkaç dakikalık seyirde tanık oluyorum.

Genç irisi adamların, ihtimal bilmedikleri bir kentin bu şatafatlı caddesinde, adeta “iki kafadar” gibi yüz geri edilmelerine içim acıyor.

Elimi cüzdanıma atıp onlara para çıkarmak değil derdim.

İzliyorum. Artlarındayım. Adımlarım ağır aksak onlarla yürüyorum. Birkaç hamle daha başarısız kalınca, omuzları düşük, başka dilde konuşarak yolun karşısına geçiyorlar...

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER