Kaşıkçı için her gün yeni senaryo yazılıyor.. Hangisi doğru, hangisi yanlış?

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi bizde de ‘polisiye’ meraklıları az değildir. Bu alanın önemli bütün yazarlarının eserlerinin neredeyse tamamı dilimize de çevrilmiştir. En az...

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi bizde de ‘polisiye’ meraklıları az değildir. Bu alanın önemli bütün yazarlarının eserlerinin neredeyse tamamı dilimize de çevrilmiştir.

En az bilineni, en az çevrileni Rex Stout adlı Amerikalı yazarın Nero Wolf adını verdiği hafiyenin maceralarıdır.

Oysa ilginç bir tiptir Nero Wolf. Öyle sıradan gizemlerle ilgilenmez, ilgilendiği konuları yerinde inceleme zahmetine de katlanmaz; o işlerle ilgilenecek bir yardımcısı ve onun da yardımlarından yararlanacağı bir ekibi vardır.

Zevkine düşkün Wolf New York/Manhattan’da taş bir evde oturur, İsviçreli uşağına değişik yemekler yaptırır, kendisi de evin çatısında yetiştirdiği nadide çiçeklerle vakit geçirir. Hayli kiloludur; ev içinde bile fazla hareket etmez, bir kattan diğerine asansör kullanır.

Onunki tam bir gri beyin hücrelerini çalıştırma durumudur.

Olay yerini inceleyenler ve masa başındakiler

Cemal Kaşıkçı‘nın kaybolması olayına ilgi duyanları iki gruba ayırmak gerekiyor.

İlki, tahmin edilebileceği gibi, olayın üzerindeki sis perdesini sıyırmakla resmen görevli olan güvenlik güçleridir. Onlar, teknolojinin de yardımıyla, olayın geçtiği yerleri takip altında tutar, işini görmek için Kaşıkçı‘nın girip bir daha çıkamadığı binayı elde ettikleri izinle teftiş ederek kanıt ararlar.

Bir de böyle bir imkandan mahrum oldukları, ya da zaten Nero Wolf benzeri bir tercihle olay yerinden uzak durmayı yeğledikleri için bilinenlerden hareketle masa başında olayı aydınlatmaya çalışanlar vardır.

Kendimi doğal olarak bu ikinci grupta görüyorum.

İşimiz zor ve bu bilgi çokluğundan…

Gazeteci Kaşıkçı‘nın 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki Başkonsolosluğu’nda başına ne/ler gelmiş olabileceği konusunda bilgi azlığı bulunmuyor; tam tersine genellikle sonuç alınıncaya kadar elde ettikleri bilgileri başkalarıyla paylaşmakta olağanüstü kıskanç oldukları bilinen birinci grupta yer alanlar, bu defa, olayın ilk gününden başlayarak yerli ve yabancı basını bilgilendiriyorlar.

Hem yerli medyada hem de yabancılarda ‘adını vermeyen kaynak’ sıfatı altında ilk gruptaki insanların sağladığı bilgiler kullanılıyor.

Ülkemize kalabalık bir infaz timi geldiği, Kaşıkçı’nın o tim tarafından infaz edildiği, ekip içinde yer alanların cesedi parçalayıp binadan çıkardıkları, bu arada kaçırılan gazetecinin kolundaki akıllı saatin yaşananları kaydedip dışarıda tuttuğu cep telefonuna aktardığı ayrıntıları da hep o ‘adını vermeyen kaynak’ menşeli bilgiler.

Önceki gün “Suudlular Kaşıkçı’nın yetkisi olmayan birilerinin sorgulaması sırasında hayatını kaybettiğine dair bir rapor yayınlayacak” haberini duyuran CNN-International televizyonu, dün, yine başa döndü ve daha önce New York Times adına İstanbul’da bulunan kalabalık haber ekibine verilmiş “Öldürüldü, cesedi parçalanarak dışarıya çıkarıldı” bilgisini yeniden izleyicilerine son haber diye aktardı…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Saldırılar puslu hava ürünüdür. Doğru tavır için teşhisin doğru olması gerekir… 23 Nisan 2019 | 1.389 Okunma Kılıçdaroğlu’na saldırı Erdoğan’ın ‘musafaha’ ve ‘Türkiye ittifakı’ söylemini bozma amaçlı olabilir… 22 Nisan 2019 | 8.495 Okunma Zorunlu bir yazı bu; umarım kendi seviyemi yine de koruyabilmişimdir… 21 Nisan 2019 | 19.754 Okunma Beklenen mutlaka geliyor, Godot gelmese de.. ABD’de Trump raporu.. Bizde YSK kararı… 20 Nisan 2019 | 4.212 Okunma Medya kendini yerden yere vuruyor.. Yeni partiden önce yeni bir medya yapılanması gerekiyor galiba… 19 Nisan 2019 | 12.871 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar