Yalan, yalaaan, yalAAn !

Koyu karanlık bir sabah. Sanki bir Kuzey ülkesinin, güneşi solmuş sabahında buluvermiş insanlar kendilerini. Elektrikleri kesik bir evde, mumsuz, kibritsiz, fenersiz kalakalmış olmanın tekinsizliğine gark olmuşçasına...

Ama böyle olmaz ki. Biz güneşli günlerin sabahlarına ait yolcularız. Güneş olmasa bile bir tutam aydınlığımız vardır. Yağmur, rüzgâr ama ille bir tutam aydınlık eşlik eder bize. O bir tutam aydınlık olmaz ise biz önümüzü göremeyiz. Aynadaki yüzümüzü göremeyiz. Ötekinde kendimizi göremeyiz.

GÖRECEĞİZ. İlle de ötekinde kendimizi göreceğiz. Aynı deniz otobüsünden inmiş, karanlık sabahın içinde ilerleyen finiküler yolcusu olarak, dışarıdaki boğuk havanın sanki içerisinin karanlığını bir derece daha koyulttuğu bu ortamda, bütün “ötekiler” aksimizi düşürdüğümüz endam aynası.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bir karşılaşma mekanı olarak kitap fuarları... 19 Şubat 2020 | 69 Okunma “Bu oyun can sıkıntısını sonsuza kadar gideriyor” 14 Şubat 2020 | 153 Okunma “Gözün Vicdanı” ve “Küresel Şehrin Vicdanı” İstanbul’da! 12 Şubat 2020 | 130 Okunma Güzel yorumcu anne ve kene duruşlu gazeteci baba 07 Şubat 2020 | 2.632 Okunma “Dünyada kalmak kolay bir şey mi sanıyorsun!” 05 Şubat 2020 | 135 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar