Merdiven altı mescit

Önce ağladım. Dört metre kare alana serilmeye çalışılmış, alanın neredeyse iki katı olan eski, kirli halıya gözyaşlarım döküldü. Namazım bozuldu mu? Bilmiyorum. O sıra namazımın...

Önce ağladım. Dört metre kare alana serilmeye çalışılmış, alanın neredeyse iki katı olan eski, kirli halıya gözyaşlarım döküldü. Namazım bozuldu mu? Bilmiyorum. O sıra namazımın bozulup bozulmadığını düşünemeyecek halde idim. Ağlıyordum ölümüne ağlayan bir insandan daha farklı değildi haleti-i ruhiyem.

Rahmetli hayatta iken. Burası henüz restore edilmemişken. Eski bir taş bina iken. Üst katta kütüphanenin hemen yanında kılardık namazımızı. Yine öyle zannettim.

Bina restore edilmiş, giriş katı olabildiğinde cicili bicili hale getirilmiş. Kırk çeşit tatlının muhatabını beklediği “Turkish delights”, yerli yabancı turistlerin nazarına sunulmuş...

Her şey ne kadar da güzel, parlak, yeni ve cilalı...

Üst kata doğru meyledince, kurumun emektarı ardımdan yetişti. “Hocam” dedi “burada şey ediyoruz ARTIK.”

ŞEY. ARTIK.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Babalar oğullarına ne öğretir?/Oğullar babalarından ne öğrenir? 19 Haziran 2019 | 121 Okunma “Babalar paltolardır, siyah, gri, lacivert...” 14 Haziran 2019 | 201 Okunma Eskiler iz sürerdi, biz arkamızda izler bırakarak kendimizi terk ediyoruz 12 Haziran 2019 | 160 Okunma Dün ile gün arasında tasvir edilemeyen gündelik hayat boşluğu 07 Haziran 2019 | 112 Okunma Eskiden bayramlarımız vardı şimdi bayram tatillerimiz var! 05 Haziran 2019 | 170 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar