Çöplerimiz hem geçmişimize hem geleceğimize ayna...

Hatıraların mahzenine daldığımda ilk komşu kavgasının çöp yüzünden olduğunu hatırlıyorum. Rahmetli büyükbabam çöpünü kova ile kapının dışına üstü...

Hatıraların mahzenine daldığımda ilk komşu kavgasının çöp yüzünden olduğunu hatırlıyorum. Rahmetli büyükbabam çöpünü kova ile kapının dışına üstü açık bir şekilde bırakan karşı komşumuza çok kızardı. Çöp kovasının başında eyleşen kara sineklerin büyüklüğü insanı katil edecek ebatlardaydı çünkü.
Karpuz kabuklarını öylece çöp kovasının içine bırakan karşı komşumuz şehirli, biz “köylü” idik. Çöp yüzünden çıkan tartışmada bigudili başı ile bakkala ve manava gitmekte sakınca görmeyen “şehirli” komşumuz bize “pis köylüler” diye hakaret ettikten sonra kapıyı yüzümüze çarpıp içeri girmişti.
“Pis köylüler” olarak bizim çöpümüz pek azdı. Rahmetli büyükannem yazın karpuz kavun kabuklarını kapımıza süt getiren sütçü için ince ince doğranmış olarak hazır ederdi. Kışın narenciye kabukları; kurdun, kuşun hakkı var diye sobanın üzerinde yakılırdı. Ümmî insanların hayat tasavvuru bizimkinden çok başka. Sobanın üzerinde yanan kabuklar bacadan çıkan dumanı hoş hale getirecek ve kurtlar, kuşlar da bu kokudan nasibini alacak. (Büyükannem ölünceye kadar mandalina, limon kabuklarını sabanın üzerinde kurdun kuşun hakkı için yakmaya devam etti.)
O yıllarda ekmeğin, yemeğin artığı olmaz, ambalajlı ürünün satın alınması ise mümkün değildi. Evimize her şey çuval (patates, bakliyat, şeker, un, ceviz vs.) ya da teneke ile (pekmez, yağ vs.) girerdi. Herkesin cebinde filesi olurdu. Fileden düşecek olan ürünler kese kağıdına konulur, kese kağıtlarının düzgün olanları bakkala ya da kapının önünden geçen “eskici”ye satılırdı. Okunmuş gazeteleri ise ocakta kaynatarak yaptığımız tutkallar ile bakkal için bizzat biz kese kağıdı haline getirirdik. Küçük çocuklar paket yapma işine “şeytan külahı” ile başlar, sonra kese kağıdı ustası olurdu.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kapaklı olan her şeyin kitap olma(mak)klığına dair... 15 Nisan 2020 | 2.033 Okunma Evde mi kalıyoruz yoksa ekrana hapis bir hayat mı yaşıyoruz? 10 Nisan 2020 | 2.221 Okunma Kadim kültürde korku ve endişe metafizik ürpertiden payını alırdı... 08 Nisan 2020 | 153 Okunma Hayatı eve sığdırmak için  babalar biraz gayret etse.. 03 Nisan 2020 | 2.242 Okunma Kirli eller, ekonominin yürüyüşünü nasıl etkileyecek? 01 Nisan 2020 | 2.459 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar