ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Toplumlar da kokar

Fatih Selek
Fatih Selek Türkiye Gazetesi
24 Eylül 2018 | 3.1 K
Altı aydır burnum koku almıyordu. Bir arkadaş, bu durumun ciddi sağlık problemlerinin habercisi olabileceğini söyleyince hastaneye gittim.
Tomografi filan çektirdik. Doktor, alerji teşhisi koydu. Bir iğne, iki ilaç yazdı.
Burnum ertesi gün "şak" diye açıldı.
Aman Allahım! Yeniden güzel kokular almayı umut ederken dünyam karardı. Perişan oldum. Sürekli midem bulanmaya başladı.
Evet, güzel kokuları da yemeklerin tadını da alabiliyordum fakat bu sefer etraftaki bütün kötü kokuları daha baskın hâlde hissetmeye başlamıştım. İki haftada kendimi zor toparladım.
Sağlıklı bir insanın burnu, 10 bin ila 40 bin arası farklı koku molekülünü ayırt edebiliyormuş. Sağlık problemi olmasa da sürekli aynı ortamda bulunmak zamanla alışkanlık yaptığı için 'koku körlüğü'ne sebep oluyormuş.
Aslında bu durumun en dramatik hâlini toplumlar yaşıyor.
Çünkü toplumlar da kokar. Hem de nasıl?
Mesela haklılar değil güçlüler haklıysa,
İş yapmak, para kazanmak, devlette çalışmak, hemşehricilik, cemaatçilik, oculuk, buculuktan geçiyorsa,
'Tanıdık' olmadan hiçbir işin halledilemiyorsa,
Ancak 'birilerinin biri' olan 'biri'leri olabiliyorsa,
Açık açık hak yemek uyanıklık kabul ediliyorsa,
Vatan toprağı 'arazi' olarak görülüyorsa,
Bilim yuvası üniversiteler akraba kurumlarına döndüyse,
İlahiyatçılar onlarca kişinin hakkını yiyip kendi yakınlarına sınav kazandırıyorsa,
Din adamları birbirini vuruyorsa,
Toptancılar mal saklıyor, esnaf kafasına göre fiyat artırıyorsa,
Binlerce kişi bir gece vakti, kendi ülkesinin bankasındaki sistem açığından para kaçırmak için sinekler gibi üşüşüyorsa,
Kurban pazarlarında bilerek şarbonlu hayvan satılıyorsa,
Öz kaybedilmiş, davalar dilde kalmışsa,
İnançlarla yaşayış arasında yüz seksen derece fark varsa,
Ve insanlar bu durumu olağan karşılıyorsa,
İşte o toplum kokmuş demektir...
Bunun iki türlü tedavisi vardır.
Bir: Ahlâk. İki: Herkes için uygulanabilir sert kurallar.
Yoksa koku körlüğüne kapılanlar hiçbir şey yokmuş gibi hayatı normal yaşar, koku alanın ise midesi bulanıp durur.
Taa ki o da alışana kadar.
 
Başıboş binalar
 
Geçen yıl bu tarihlerde New York'ta Empire State binasına yakın bir noktada Türkiye Ticaret Merkezi açılmıştı.
Kurdeleyi de dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci kesmişti.
Devletin yüzde 75 oranında destek sağlayacağı merkezin, ihracatçının ABD pazarına giriş kapısı olması bekleniyordu. Bakan, bu girişimin diğer ülkelere örnek olacağını söylemişti.
Meğer çivi çakılmamış. Merkez kendi hâline terk edilmiş.
Bir yıl sonra binayı ziyaret eden Ekonomi Müdürümüz Fikret Çengel, izlenimlerini aktardı.
Fikret Abi, girişte merkeze dair bir iz bulamamış. İçeri adım attığında ise hayal kırıklığı katlanmış.
Devletin 1,8 milyon dolar kira ödediği boş ofisler, iş adamlarının valizini emanete bıraktığı depo olarak kullanılıyormuş.
Bu merkez, iyi niyetlerle atılan adımların ve devlet teşviklerinin, işe sahip çıkılmayışı sebebiyle nasıl heba edildiğinin tipik bir örneği.
Bununla kalsa iyi... Fikret Çengel'in aktardığına göre, ABD'ye devletin desteğiyle fuarlara giden 'ileri gelenler', kendilerine devlet başkanı protokolü yapılmasını istiyorlarmış.
Lüks araçları, pahalı otelleri geçtim, VIP mescit talep ediyorlarmış. Devletin kesesinden hovardaca harcıyorlarmış yani.
Devlet, yurt dışına fuara giden firmaların uçak biletini, 300 dolara kadar otel ücretini ve stand masrafının yarısını karşılıyor.
Bazıları bir dönem kendilerini fuara katılıyormuş gibi gösterip bedavadan teşvik almış.
Devlet de bu işi sıkılaştırmış. Katılımcıysanız orada bulunduğunuzu fotoğraflarla ispatlamanız gerekiyor. Ama 'ilerleri gelenler'denseniz VIP'in dibine vuruyorsunuz.
Bu ahlâki anlayışla Türkiye'nin işi gerçekten çok zor.
 
Kanunî ama hukukî değil
 
'Casusluk'tan hüküm giyen CHP'li Enis Berberoğlu, Yargıtay kararıyla tahliye edildi.
Milletvekilliği sona erene ya da düşene kadar cezaevine girmeyecek. Yargıtay, kararı Meclis'e gönderiyor. Meclis Başkanı Genel Kurula sevk ediyor. Karar okunuyor ve kişinin milletvekilliği düşüyor.
Berberoğlu'nu tahliyeden sonra ilk arayan Meclis Başkanı oldu. Anlaşılan Binali Yıldırım "bekletme" yetkisini kullanacak, yargı kararını Genel Kurula göndermeyecek.
Gazeteci Hukukçu Alper Osman Genç "Vatana ihanetten yargılanıp hüküm giyen ve cezası Yargıtay tarafından onanan biri TBMM’de nasıl milletvekilliği yapacak? Bu durum kanuna uygun olsa bile hukuka uygun mudur?" diye sordu.
Öyle ya, yıllarca başörtüsü yasağı uygulandı bu ülkede. Kanuna uygun muydu, evet. Hukuki miydi, hayır. Bir kararın hukukî olması için evrensel adalet ilkelerine uygun olması gerekir.
Netice ne olursa olsun Berberoğlu'nunki baştan beri problemli bir dava.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER