ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Bunlar provokasyonsa, Diyanet bunun neresinde!

Edirne’de bir kadın Atatürk için “İlah değildir” demiş .

Fatih Altaylı
Fatih Altaylı Habertürk Gazetesi
14 Kasım 2018 | 12.5 K

Edirne’de bir kadın Atatürk için “İlah değildir” demiş.

Herhangi bir kadın.

Çarşaflı.

Kıyamet koptu.

Ve kadın tutuklandı.

İyi mi oldu!

Bence hayır.

Hiç iyi olmadı.

Ne diyoruz biz hep, “Tutuklu yargılama doğru bir şey değildir”

Birisi için “Kötü” dediğimiz, “Yanlış” dediğimiz şeye bir başkası için “İyi oldu” diyemeyiz.

Her suça tutuklama olmaz, olmamalı...

Hele hele çocuk tacizcisinin, uyuşturucu kaçakçısının tutuksuz yargılandığı, mahkemelerden salıverildiği bir yerde “Hakaret” suçunun tutuklamalı yargılanması akıl ve izanla alay etmektir.

Bu bir.

İki...

“Atatürk ilah değildir” diyen kadının neden böyle dediğini biliyor musunuz?

Muhtemelen çoğunluk bilmiyor.

İzan yoksunu kadın diyor ki, “Önünde kıyamda duruyorsunuz. İlah mı o?”

Kıyam dediği  önünde ayakta durmak.

Muhtemelen namazdaki kıyamla karşılaştırıyor. İbadetle karşılaştırıyor.

Saygı ile ibadet arasındaki farkı bilmiyor olabilir mi?

Zannetmiyorum.

Bal gibi biliyor Atatürk’e kimsenin ilah demediğini, en azından aklı başında sevenlerinin, en çok sevenlerinin bile Atatürk’ü ilahlaştırmadığını.

Ve bu noktada da Ahmet Hakan’ın yanılgısı başlıyor.

Burada kadının maksadı ortaya çıkıyor.

Mevhumu muhaliften algı yaratma çabası.

Atatürk’e “O bir ilahtır” diyen kimse olmadığı halde “ İlah değildir” demesi meseleyi son derece bilinçli bir biçimde çarpıtma, ters taraftan dalma çabası.

Bilinçsizce söylenmiş bir söz değil aslında.

Ama yine de, her şeye rağmen tutuklu yargılanması çok akıl dışı bir tutum.

Atatürk’e karşı tavırda bu tiplerin ne dediğinin hiç önemi yok aslında.

Bu toplumun yüzde 90’ının Atatürk'le bir sorunu yok; saygısında, sevgisinde, hürmetinde bir eksiği yok.

Bu nedenle bu tekil tutumların çok da kıymeti yok.

Mesele kamusal tutum.

Mesele rol model siyasetçilerin tavrı.

Atatürk’e onların saygısı.

Orada sorun yok ise bu bireysel saçmalamalar, saygısızlıklar çok önem taşımıyor.

Hatta tam aksine, bu olaylardaki ani artış ve bunların anında sosyal medya üzerinden yayılması sanki ortada bir provokasyon varmış hissiyatı da uyandırıyor.

Tabii Diyanet İşleri Başkanı’nın 10 Kasım günü tescilli Atatürk hakaretçisinin yanında poz vermesi ayrı bir mesele.

Ya Diyanet İşleri Başkanı da bu provokasyonun bir parçası ve aynı amaçla hareket eden ya da ettirilen birisi.

Yok provokasyonun bir parçası değilse bu ziyaretin icazetini nereden aldığı gibi bir sorun var.

*****

İTTİFAK NE GETİRİR?

Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in görüşmesi olumlu geçmiş anlaşılan.

İYİ Parti ile CHP yerel seçimlerde en azından “Kısmi ittifak” yapacaklar.

Bu kısmi ittifak nerede işe yarayacak, nerede işe yaramayacak?

Aslında bu kısmi ittifak son bir kaç seçimdir zaten tabanda yapılıyordu.

Yani MHP’nin memnuniyetsiz seçmeni, zaten oylarını CHP’ye veriyordu.

O seçmenin önemli bir bölümü şimdi İYİ Parti çatısı altında kurumsal bir kimlik kazandı.

Mesela bu ittifak ne kadar iyi işlerse işlesin İstanbul’u CHP’ye kazandırmaya yetecek gibi görünmüyor. İstanbul’da hem çok iyi bir adaya, hem de HDP’ye oy veren seçmenin oyuna da ihtiyaç var. Hem İYİ Parti’nin, hem HDP’nin oyunu alabilecek bir aday, zor bulunur bir şey. Ya da MHP’nin İstanbul’da AK Parti’den de oy alacak ya da çalacak gerçekten güçlü bir aday koymasına.

Koyar mı?

Emin değilim.

Fakat bazı ilçelerde, AK Parti’nin az fakla kazandığı yerlerde mesela Eyüp’te, Üsküdar’da muhalefeti öne geçirebilir. 

Ankara’da da durum farklı değil.

Bu ittifakın en iyi işleyeceği ve sonuç alacağı yer Antalya gibi görünüyor.

İYİ Parti-CHP ittifakı Antalya’da AK Parti’ye kaybettirebilir.

Tabii bu söylediklerim bugün için geçerli ve 24 Haziran seçimlerindeki sonuç baz alınarak yapılmış öngörüler.

Ekonomideki durumun, enflasyonun, fiyat artışlarının vatandaşı ne kadar rahatsız ettiğini, tavrını nasıl etkilediğini ve Mart’a kadar bunun nasıl gideceğini bilmiyoruz henüz.

*****

TRABZONSPOR BURAK'I SATMALI

Trabzonspor peşe peşe gelen kötü yönetimler nedeniyle batma noktasında.

Ciddi mali ve sportif sorunlarla boğuşuyor.

Ve bu arada başında bir de Burak Yılmaz sorunu var.

Sezon başında Beşiktaş’a gitmek için tezgahı kuran Burak Yılmaz’ın oyunu, Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun son dakika hamlesi ile bozulmuştu.

Ancak Burak şimdi de kendini kadro dışı bıraktırdı.

Trabzonspor Burak’la uğraşmayı bıraksın.

Belli ki; bu futbolcudan cacık olmayacak, Trabzon’a fayda gelmeyecek.

Kadro dışı bırakmak ise Burak’a ceza değil, Trabzonspor’a ceza.

Oynatmadığı oyuncuya 3 milyon avroyu tıkır tıkır ödeyecekler.

Bu çocuğun Trabzon’da oynama, faydalı olma niyeti olmadığına göre satın ya da kiralayın gitsin.

Hiç değilse bu sıkıntılı dönemde Trabzon’a yakışmayan bir futbolcuya boşu boşuna para ödememiş olursunuz. 

*****

BANA MEKTUP YAZMA!

Adnan Oktar cezaevinden mektup yazarak “Ben masumum, size karşı yapılan her şeyi Fırat Develioğlu yaptı. Benim haberim yoktu” diyor.

Bak Adnan Oktar.

Türkiye’de herkesi kandırabilirsin.

Herkese tehdit ve şantaj yağdırabilirsin.

Herkesi masum olduğuna inandırabilirsin.

Ama beni değil.

Senin ve çetenin ne olduğunu 1990’ların başından beri takip eden ve yazan, çizen yargıya taşıyan ben yemem.

Bana bir daha mektup falan yazayım deme.

O kirli ellerden çıkan kağıda dokunmuyorum bile haberin olsun.

*****

FENERBAHÇE'Yİ KISKANIYORUM

Prof. Süheyl Batum, Fenerbahçe’yi eleştirmiş ve “FETÖ’cü savcılarla maç yapan yönetim” diyerek Aziz Yıldırım dönemini aktarmış.

Doğru mu?

Doğru.

FETÖ’cü savcı ve hakimleri kulübe üye yapan da, onlarla maç yapan da Aziz Yıldırım idi.

Bunu ben de defalarca söyledim.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER