Tasavvuf, tevil ve felsefe

Tasavvuf ilk başta olduğu gibi, takva, zühd, nefs tezkiyesi, ahlak ve duygu eğitimi olmaktan çıkar, Kitabın ve Sünnetin sınırlarını zorlarsa ya batıni tevillere ya da felsefeye kayar.

Tasavvuf ilk başta olduğu gibi, takva, zühd, nefs tezkiyesi, ahlak ve duygu eğitimi olmaktan çıkar, Kitabın ve Sünnetin sınırlarını zorlarsa ya batıni tevillere ya da felsefeye kayar. Bu da ucu bucağı olmayan tehlikeli bir deryaya dalmak demektir, sahili selameti de yoktur. Kendi muhayyile dünyalarında ‘Tanrı’nın, dinin ve varlığın kendilerince açıklamalarını yaparlar. Karanlık bir dünya olduğu için de hiçbirinin tevili ve felsefesi öbürüne benzemez. Hepsi hayal mahsulü bablar, makamlar, mertebeler ihdas ederler. Bu felsefede İslam’dan bazı figürler bulunabileceği gibi eski Hint ve Fars düşüncelerinden, hatta kadim Yunan felsefesinden de bolca malzeme bulunur. Bildiğimiz felsefe buna göre çok daha tutarlıdır. Çünkü o sadece aklı rehber alır. Bu ise tevilin ve zannın envaını kullanır. Oysa Allah müşriklerden bahsederken, ‘onlar sırf zanna ve gönüllerinin arzularına uyarlar. Zan ise hak adına hiçbir şey ifade etmez’ buyurur. Böyle olunca ayetleri uçuk tevillerle kendi zanlarına göre yorumlarlar, hadislerde ise buna bile gerek duymadan her arzuya göre uydurulmuş sözler bulabilir ve onlara tutunurlar.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İsrafı ancak mümin bir bilinç önleyebilir 26 Şubat 2021 | 87 Okunma Dini alet eden bir servete lanet olsun. Ve bir TV kanalı 21 Şubat 2021 | 5.476 Okunma Süleyman’ın (as) atları ve Miraç’taki elli vakit namaz 19 Şubat 2021 | 1.220 Okunma İhvan ve Hasan el-Bennâ 14 Şubat 2021 | 517 Okunma Akletmenin farklı boyutları ve değişik kavramları 12 Şubat 2021 | 122 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar