‘Siz de onları adım adım izleyeceksiniz’

İnsanoğlunun ifrat ile tefrit, yani iki aşırı uç arasında dengeyi bulup orta çizgide kalması zordur ama önemlidir. Zaten imtihanı da budur. Bunu bilir ve aklını kullanırsa kazanır.Maneviyatta ve takdiste ileri geri...

İnsanoğlunun ifrat ile tefrit, yani iki aşırı uç arasında dengeyi bulup orta çizgide kalması zordur ama önemlidir. Zaten imtihanı da budur. Bunu bilir ve aklını kullanırsa kazanır.

Maneviyatta ve takdiste ileri geri kaymalar mümkün ve tehlikeli olduğu için Resulüllah Efendimiz bu konularda hassas ölçüler koymuştur. Ama insanoğlu bunları esnetmekte de mahirdir, bunun için şeytan ona ilginç bahaneler üretir. Bu açıdan Resulüllah’ın şu ölçülerine bakalım:

Bir defasında mescide girdiğinde oturanlar ayağa kalktıkları için ‘Siz de acemlerin yaptığı gibi, birini tazim ederek ayağa kalkmayın’ buyurdular. Aslında bu durum yalın haliyle şirk değildir, birisine Allah için saygı duyulup ayağa kalkılabilir, bizzat Resulüllah da gelen bir heyet için ayağa kalkmışlardı. Ama bu hadisi şerif hazır ola geçmede bile insanı olduğundan fazla bilip yüceltmenin şirke kapı açabileceğine işaret ediyor. Bu bilgi ve bilinç düzeyinde olmayan insanlar böyle konularda hata yapabilirler.

Her namazda okuduğumuz Tahiyyat’ta bizden şöyle dememizin istenmesi çok anlamlı değil midir? ‘Bütün tahiyyatlar, yani tazim hareketleri, temennalar hep Allah’ın hakkıdır’. Ayette söylendiği gibi ‘şefaat bütünüyle Allah’ındır’. Yani mahşerde O’nun izni olmaksızın hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Bu konuda kime şefaat etme izni vereceğini, kime şefaat edileceğini biz bilemeyiz. Onun için Allah’tan başka kimseden şefaat dilenmez. Resulüllah bile, ‘umarım ki, Allah oradaki duamı kabul buyurur’ diyerek, kendi şefaatini dahi kesinlik ifade eden bir sözle anlatmamıştır.

Resim ve heykellere tazimde de şirke açılan kapılar olabilir. Bu sebeple Resulüllah Efendimiz canlı resim ve heykel yapılmasını yasaklamıştır. Sanatı olduğundan büyük gören, onun hatırını Resulüllah’ın hatırından yüce bilen bazıları bunu hafife alma ve sündürme eğilimindedirler. Hatta ‘duvarlarında resim asılan evlere melekler girmez’ hadisi şerifiyle alay edenlerimiz bile var. Oysa bir Batılının ifadesiyle, resim ve heykel yasağı Hz. Muhammed’in başlı başına bir mucizesidir. Başka bir mucizesi olmasaydı bu bile onun bir peygamber olduğunu ispata yeterdi. O kendi resminin yapılmasını dahi yasaklamıştır.

Bir terzim vardı, bir gün dükkânına girdiğimde duvara efendisinin büyükçe bir resmini astığını gördüm. Nasıl uyarabilirim diye düşündüm. Size bir soru sorabilir miyim, dedim. Sor dedi. Allah’ın yarattığı en değerli insan kimdir dedim. Tabii ki Resulüllah’tır dedi. Peki, o öyleyken resmini yasakladı ise siz nasıl tazim için bir başkasının resmini asarsınız dedim. O başka bu başka gibi absürt ifadelerle meseleyi kapattı. İnsanoğlu budur, yamulur ama yamulmasına kılıf arar.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Büyük müfessir Alusî de tasavvufa meyillidir, oysa? 17 Kasım 2019 | 200 Okunma Mirasta kadına haksızlık ediyoruz, doğru ama 15 Kasım 2019 | 499 Okunma Zümer Suresi’nden şirk ve ihlas dersleri 10 Kasım 2019 | 203 Okunma İhlas ve şirk, biri varsa diğeri yoktur 08 Kasım 2019 | 110 Okunma ‘Siz de onları adım adım izleyeceksiniz’ 03 Kasım 2019 | 135 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar