İslâm züğürtlüğü övmez

Her şeyin iyi ve kötü tarafları bulunabilir. Zenginlik ve fakirlik de öyle. Ancak mutlak anlamda fakirlik iyi değildir, yine mutlak anlamda zenginlik de kötü değildir. Yani fakirlik denen şeyi öyle ya da böyle sonuçlarıyla...

Her şeyin iyi ve kötü tarafları bulunabilir. Zenginlik ve fakirlik de öyle. Ancak mutlak anlamda fakirlik iyi değildir, yine mutlak anlamda zenginlik de kötü değildir. Yani fakirlik denen şeyi öyle ya da böyle sonuçlarıyla değil de, her etkisinden bağımsız soyut fakirlik olarak düşündüğümüzde bunun iyi bir şey olduğunu söyleyemeyiz, ama zenginliği de aynı şekilde düşündüğümüzde onun iyi bir şey olduğu açıktır. İyilik ve kötülükleri etkilerine göredir.

Resulüllah’ın hadisi şeriflerine baktığımızda bazen fakirlerden yana bir tavrın olduğunu görürüz. Bu durum fakirliği övmek değil, fakirlerin bir bakıma gönlünü almak ve fakirliğin Allah’ın rızasını kazanmaya mani olmadığını anlatmak içindir. Bununla birlikte o, zenginliğin Allah’ın bir lütfu olduğunu da vurgular. Bir gün fakirler ona dert yandılar, ey Allah’ın resulü, zenginler bütün sevabı götürdü, bize bir şey kalmadı dediler. ‘Siz de yatmazdan önce otuz üçer defa sübhanellah, elhamdülillah, Allahuekber derseniz siz de aynı sevabı alırsınız’ buyurdu. Bunu onlar da yapar dediler. E, bu da Allah’ın bir lütfu, kimse kimseyi kıskanmasın’ buyurdu.

Zenginler bütün sevabı nasıl götürüyor?

Çünkü İslam’ın emrettiği ya da teşvik ettiği pek çok şey ancak malla, servetle, varlıkla yapılabilir. İslam’ın beş şartından ikisi bile zenginlik olmadan yapılamaz, zekât ve hac. Yani mal olmadan İslam tamamlanamaz. İnfak, ihsan, karz-ı hasen, hediye, kurban, tasadduk, Allah yolunda harcama, açların karnını doyurma gibi sevabı bol ibadetler mal olmadan yapılamaz. Demek İslam toplumunun bütünü olarak istenen şey fakirlik değil, zenginliktir. Ne var ki, fakirlik de her bakımdan bir kaybetmişlik değildir.

Buna karşılık atalet, dilenme ve başkalarına yük olma yerilmiş, çalışma ve özellikle de ticaret övülmüştür. Yaptığı işi en güzel ve en mükemmel şekilde, ihsan ve itkan ile yapma emredilmiştir. Çalışmanın ve işini güzel yapmanın sonucu kazanmadır. Demek ki, bu emirlerle bu sonuç da istenmiş olur.

‘Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın’ diye bir söz vardır. Ancak Gazalinin bunun üzerine bir risale yazmış olmasına karşılık bu bir hadis değildir. Anlamının mutlak olarak doğru olması da düşünülemez, insanı teşbihe, yani Allah’ı insana benzetmeye, dolayısıyla şirke kadar gidebilir. Ancak İslam toplumunda oluşmuş bir kanaat olarak doğru bir yorumu da vardır. Gazali de zaten bunu yapmaya çalışmıştır. Allah’ın isim ve sıfatları güzeldir, hep faydayı, lütfu ve ihsanı anlatır. Mümin de hep böyle güzel ahlaklı olmalıdır diye anlaşıldığında mana doğru olur. Bu açıdan bakıldığında Allah’ın muhtaçlığını anlatan bir ismi ya da sıfatı olmamasına karşılık, O’nun zenginliğini, malikliğini, gücünü, kudretini anlatan isim ve sıfatları vardır. Allah’ın vasfı olan bir şeyin, mesela ğinanın/zenginliğin kötü olması düşünülemez. O Ğaniydir. Buna karşılık O, haşa, fakir ve muhtaç değildir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İlmin ve alimin değerli olmasının sebepleri 24 Ocak 2021 | 134 Okunma Âlim dini bilen midir dünyayı bilen mi? 22 Ocak 2021 | 141 Okunma Neden Kuranıkerim bilimden değil de bilgiden söz eder? 17 Ocak 2021 | 612 Okunma Küresel bir İslam yönetim örneği, Zülkarneyn 15 Ocak 2021 | 683 Okunma O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz? 10 Ocak 2021 | 182 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar