Heyecansızlık bitirir

Üsküdar Yedi Hilal Derneği’nde öğretmenlerle hasbihal ettik, bugün motivasyon diye anlatılan hizmet aşkını konuştuk. Neden buna gerek duyduk? Çünkü şu anda eğitimdeki birinci meselemiz bu görevin...

Üsküdar Yedi Hilal Derneği’nde öğretmenlerle hasbihal ettik, bugün motivasyon diye anlatılan hizmet aşkını konuştuk. Neden buna gerek duyduk? Çünkü şu anda eğitimdeki birinci meselemiz bu görevin aşkla, heyecanla sürdürülebilmesidir.

İmam Hatip okulları çoğaldı, İlahiyatlar yüzü aştı. Bu elbette sevindirici bir şey. Zaten bazı çevrelerin bundan müthiş rahatsız olmaları bunun iyi olduğunu gösterir. Ama öğretmenlerde ve öğrencilerde heyecan oluşturulamazsa bunun yerine boşvermişlik, hiçleşme, akıntıya uyma, popüler kültürün girdabında boğulma, hedefsizlik, ibadetsizlik, hatta deizme varan tanrı inanışları yayılıyorsa o zaman bir an önce bunun çaresini bulmamız gerekir. Biz de İmam Hatip okulunda okuduk, hatırlıyorum, okulumuzdaki elli altmış öğretmenden bizde etkisi kalan sadece iki üç tanesidir. Onlar da çok iyi tarih anlattıkları, iyi problem çözdükleri için değil, heyecanlarını canlı tuttukları ve öğrencilerine heyecan aşıladıkları için böyledir. O halde mesele bu heyecanı oluşturmak ve sürdürebilmektir. Bu nasıl başarılır, bunun formülünü vermek kolay değil, ama aklıma gelenleri söyleyeyim.

Hiçbir düşünce ya da dünya görüşü bilgi, eylem, tefekkür ve heyecan olmadan sürdürülemez. Bunlar ne yapıp edip kazanılmalıdır. İmam Rabbanî’nin ilim, amel ve ihlas özetlemesi de bunu anlatır olmalıdır.

Kuranıkerim’e baktığımızda özendirme/terğib ve korkutma/terhib ayetlerinin dengeli bir şekilde yer aldığını görürüz. Bundan şunu anlayabiliriz: İşin esası bu olsa bile sadece müjdeleme, sadece sevdirme yetmez. Uyarma ve korkutma da eğitimde yer almalıdır. Mekke’de inen ayetlerde cennet tasvirlerinin yanında, ağırlıklı bir şekilde cehennem tasvirlerinin de yer aldığını görürüz. Demek ki teşvik ve heyecanın iki yönünü de dengeli bir şekilde kullanmalıyız. Sevginin yanında yerinde kullanılan buğz ve nefret de insani bir duygudur. Kötüden nefret etmeyen, iyiyi yeterince sevemez. İslam, Hıristiyanlık'ta olduğu gibi, tanrı seni seviyor, yeter ki, Crist’e inan gibi tek taraflı bir din değil.

Bu sebeple hiçbir düşünce bir ötekisine sahip olmadan canlı kalamaz. Allah (cc), Hz. Âdem’i yaratmadan önce onun ötekisi olan şeytanı yaratmış ve mücadelesini ona karşı vermesi gerektiğini bildirmiş. Şeytan olmasaydı, iyilikten yana olmak, kalecisi olmayan bir kaleye gol atmak gibi zevksiz ve şevksiz olurdu. Altmışların sonlarında İmam Hatip ile diğer okullar arasındaki spor müsabakalarında ağlaşmaların olduğuna şahidiz. Bu heyecanı sağlayan şeylerden biri, ötekisinin bulunmasıydı. Tarihte ötekisiyle birlikte yaşamayı en iyi şekilde başaranlar Müslümanlardır. Ama bu güçlü inisiyatif sahibi olmayı gerektirir. Şimdilerde İslam dünyasını ezenlerin, sömürenlerin ve müslümanları kanserli varlıklar olarak görenlerin bize birlikte yaşama edebiyatı empoze etmeleri, boğazlanırken dahi ses çıkarmamamız içindir ve retorik olmayı öte geçmez.

Bendenizin görebildiğim kadarıyla mümin bir insanda heyecanın canlı tutulmasının en önemli bir aracı, namazını dosdoğru kılmasıdır. Düşünerek, anlayarak ve Allah’a tekmil verir gibi kılmak bizi günde beş vakit Allah’a ve öbür âleme bağlayan bir manevi dinamiktir. Aksi takdirde heyecanımızı yitirip dünyevileşir ve kaybolup gideriz. Bu konu başlı başına bir konudur ve burada bu kadarla yetiniyorum.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İlmin ve alimin değerli olmasının sebepleri 24 Ocak 2021 | 134 Okunma Âlim dini bilen midir dünyayı bilen mi? 22 Ocak 2021 | 141 Okunma Neden Kuranıkerim bilimden değil de bilgiden söz eder? 17 Ocak 2021 | 611 Okunma Küresel bir İslam yönetim örneği, Zülkarneyn 15 Ocak 2021 | 683 Okunma O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz? 10 Ocak 2021 | 182 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar