Davette önem sırası, konu ve dil

Halis bir niyetin ve kendi hayatında iyi bir temsilin davette esas olduğunu söyledik. Bunlar olmazsa kişi Allah’ın dinine değil, nefsine ya da başka şeylere davet ediyor olur. Ama bunlardan da önce kişinin neye davet ettiğini bilmesi...

Halis bir niyetin ve kendi hayatında iyi bir temsilin davette esas olduğunu söyledik. Bunlar olmazsa kişi Allah’ın dinine değil, nefsine ya da başka şeylere davet ediyor olur. Ama bunlardan da önce kişinin neye davet ettiğini bilmesi yani yaptığı iş konusunda yeterli ilminin olması gerekir. İslam’ın hangi emir ve yasakları hangi şartlar için vazedilmiştir, sabiteleri ve değişkenleri nelerdir, hükümler zamana ve kişilere göre nasıl ve ne kadar esnetilebilir gibi şeyler hep ilimle anlaşılabilecek şeylerdir.

Bu konudan söz eden âlimler davetçinin, ya da genel olarak âlimin yaşadığı zamanı da çok iyi bilmesinin gereğinden söz ederler. İnsanlar hangi eğilimlere, hangi sebeplerle meylediyorlar, birincil ihtiyaçları nelerdir? Davette bunlardan haberdar olmak ve bunları hesaba katmak önemlidir. Bu sebeple bir saat ilimle meşgul olma, altmış yıl nafile ibadet yapmadan daha faziletlidir denmiştir. Amellerin sevap ya da fazilet sıralamasını bilmek çok şeyi değiştirir. Küçük bir işle dünyalar kadar sevap alabilmek mümkün iken yıllarca samanla meşgul olmak akıl işi olmaz. Bu sebeple Resulüllah Efendimiz Hz. Ali’ye; ‘vallahi, senin sebebinle Allah’ın bir kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır (Buhari, Müslim)’ buyurmuştur.

En önemlisi varken daha az önemli ile meşgul olmak zaman ve enerji israfı olur. Şu olay bu konuda bize ışık tutar: ‘Resulüllah (sa) Muaz’ı görevli olarak Yemen’e gönderirken ona şunları tembihlemişti: Sen davet için Ehlikitap olan bir topluluğa gidiyorsun, onlara önce Allah’tan başka ilah olmadığını ve benim O’nun elçisi olduğumu anlat. Eğer onlar bunu kabul ederlerse, o zaman Allah’ın onların üzerlerine günde beş vakit namazı farz kıldığını anlat. Bunu da kabul ederlerse mallarında fakirlerin hakkı bulunduğunu, bu hakkın zenginlerinden alınıp fakirlere verilmesi gerektiğini anlat. Bunu da kabul ederlerse, sen bu hakkı onlardan alırken mallarının en iyilerini seçip alma, mazlumun duasından sakın, çünkü Allah’la mazlumun duası arasında bir perde yoktur’ (Buhari, Müslim).

Dikkat edilirse kelime-i şehadet ve beş vakit namazın kabulünden sonra en önemli mesele fakirlerin karnının doyurulmasıdır. Mekke döneminde inen ayetlerde tevhitten sonra hep vermeye, bölüşmeye vurgu yapılması bu sıralamanın gereğidir.

1993 te rahmetli Erbakan Hoca başkanlığında Türki Cumhuriyetlere ‘Adil Düzen’i anlatmak için gitmiştik. Azerbaycan Cumhurbaşkanı rahmetli Elçibey’i makamında ziyaret ettik. Erbakan Hoca ona ‘Adil Düzen’in ne olduğunu anlatınca Elçibey şöyle dedi: ‘Şu anda benim halkımın karnı aç, önce onların karnını doyuracak bir düzen bulmalıyız ki, bu sizin söylediklerinizi onlara anlatabilelim’. Ekonomi biliminde de daha öncelikli ihtiyaçları bulunan insanların ikincil, üçüncül… ihtiyaçlarla meşgul olmayacakları anlatılır.

Davette gruplara, fırkalara, mezheplere değil Allah’a çağrılır. Allah (cc) bütün peygamberlerini bunun için gönderdiğini söyler:

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
‘Ölen de bir delille ölsün yaşayan da bir delille yaşasın’ 21 Nisan 2019 | 102 Okunma Mesele, dünyaya sahip olma değil, ona kul olmama meselesi 19 Nisan 2019 | 92 Okunma Bir şeyin önüne geçmeden onu arkanıza atamazsınız 14 Nisan 2019 | 58 Okunma Dünya-ahiret dengesini bir türlü kuramıyoruz 12 Nisan 2019 | 180 Okunma Kuran’ın anlaşılması konusunda Gazali’nin dedikleri? 07 Nisan 2019 | 906 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar