Anlamanın engelleri

Tefsir ve tevil ayırımını bir kez daha özetleyeyim: Tefsir, kökündeki açma anlamı ile ilgili olarak, Kuranıkerim’in sözel anlamını belirlemedir. O ilk muhataplarının diliyle gelmişti ve onlar onun...

Tefsir ve tevil ayırımını bir kez daha özetleyeyim: Tefsir, kökündeki açma anlamı ile ilgili olarak, Kuranıkerim’in sözel anlamını belirlemedir. O ilk muhataplarının diliyle gelmişti ve onlar onun bütünüyle tevilini değilse de, lafız olarak ne dediğini anlıyorlardı. İşte onların anladıklarının ne olduğunu belirlemenin adı tefsirdir. Bunu başta Resulüllah (sa) olmak üzere ilk nesillerden gelen açıklamalarla yapabiliriz. İbn Mesud, İbn Abbas, diğer âlim sahabiler, sonra Zeyd bin Ali, Mücahid ve Mukatil gibi ilk müfessirlerin söyledikleri çoğunlukla tevil değil, tefsirdir. Ardından Taberi bunları büyük ölçüde bir araya getirmiştir. İşte Kuranıkerim’in bu ilk anlamını, yani lafızlarıyla ne dediğini onlarsız tespit edebilmemiz mümkün olamaz.

O halde bazılarının yaptığı gibi, ‘sözlüğe baktım, darb kelimesinin, çıkıp dolaşmak gibi bir anlamı da varmış, o halde Nisa 34’deki darb budur’ demeleri ciddiye alınamaz. Ya da ‘Allah sizi bir nefisten yarattı, eşini de ondan yarattı’ ayetindeki ‘nefis’ her ikisinden bağımsız bir özdür, ikisi de bu özden yaratılmıştır diyebilmek için katmerli cahil olmak gerekir. Bunları ayrıca yazmalıyız.

Kısaca tefsiri atlayarak, ona rağmen tevil yapılamaz. Bu eşyanın da, dilin de tabiatına aykırıdır. Tevil ise zamanla, mekânla, yeni bilgilerle ortaya çıkan açılımlardır, anlama ve işaretlerdir. Ayetlerin bir bakıma müteşabihinden anlaşılanlardır. Ama bunlar da tefsire ve muhkem olana aykırı olamazlar. Bir örnek verelim:

‘Bugün sizin dininizi tamamladım’ anlamındaki ayet gelince herkes bayram ederken Ebubekir (ra) ağlamıştı. ‘Neden ağlıyorsun, senin de sevinmen gerekmez mi?’ dediklerinde, onun ayetten şu tevili çıkardığı görüldü: ‘Din tamamlandı ise, onu tamamlamakla görevlendirilenin görevi de sona erdi demektir, öyleyse o artık gidicidir, bunun için hüzünlendim’. Mesele tevil olunca o ilklerin yaptıkları teviller, sonraki tevillerin önünü kesmez, böyle anlamalar kıyamete kadar devam eder.

İşte anlama söz konusu olduğunda bu kuralın unutulmaması gerekir. Kuranıkerim’in lafızlarının söyledikleri güncellenemez. O pergelin sabit ayağıdır. Tabir yerinde ise sürekli güncellenecek olan şey, tefsire aykırı olmayan tevildir.

Kuranıkerim’i doğru anlamayı engelleyen hususlardan biri de ona mezhep, meşrep ve ideoloji çerçevesiyle bakmaktır. O insanların oluşturduğu mezhep ve meşreplere göre değil, Allah’ın kelamı olarak anlaşılmalıdır. Şu hadisi şerifi bir kez daha hatırlayalım: ‘Kuran hakkında kendi görüşüne göre konuşan, isabet etmiş olsa da hatalıdır’. Gazali, kendi görüşüne göre konuşmanın iki şekilde olabileceğini söyler. Ya kişi kendi nefsi arzularını, olmasını istediklerini Kuranıkerim’e söyletmek ister, ya da kör taklitle bağlı bulunduğu bir mezhebi ve meşrebi vardır da orada söylenenleri Kuranıkerim’e tasdik ettirmek ister, sanki Kuranıkerim’i değil onları asıl kabul eder. İşte böyle bir Kuran yorumunun hata olduğu açıktır. Çünkü birinde olmazsa diğerinde hata edecektir. Kişinin mezhebi, meşrebi, mektebi olabilir ama eğer doğru anlamak istiyorsa Kuranıkerim’i onlardan bağımsız olarak ve usulüne göre anlamalıdır.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İlmin ve alimin değerli olmasının sebepleri 24 Ocak 2021 | 95 Okunma Âlim dini bilen midir dünyayı bilen mi? 22 Ocak 2021 | 140 Okunma Neden Kuranıkerim bilimden değil de bilgiden söz eder? 17 Ocak 2021 | 610 Okunma Küresel bir İslam yönetim örneği, Zülkarneyn 15 Ocak 2021 | 681 Okunma O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz? 10 Ocak 2021 | 181 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar