Tilki

Yok efendim, bu yazı şarkıcı Aleyna'yla ilgili değildir. Kılıçdaroğlu'yla da ilgili değildir. Münafıklık etmeyin! Frederick Forsyth'ın yeni romanı "Tilki" geçenlerde yayınlandı: "The Fox"... Hemen...

Yok efendim, bu yazı şarkıcı Aleyna'yla ilgili değildir.
Kılıçdaroğlu'yla da ilgili değildir. Münafıklık etmeyin!
Frederick Forsyth'ın yeni romanı "Tilki" geçenlerde yayınlandı: "The Fox"...
Hemen getirttim, her zamanki gibi çok sürükleyici tabii, hapır küpür okudum, sabah başladım ertesi akşam bitti. Yakında mutlaka dilimize de çevirilecektir.
"Tilki", özürlü ama bilgisayar dehası bir çocuğun kod adı.
İstediği her sanal şifreyi çözebilen (dilimizde şifre "kırılmaz" arkadaşlar, "çözülür") bu harika çocuğu İngiliz gizli servisi kaçırıp kapatıyor ve onu kullanıyor...
Ve böylece İngiliz gizli servisi hem İran'ın canına okuyor, hem Kuzey Kore'nin hem de Rusya'nın. Yerseniz.

***
Gizli servis kökeninden gelen bütün İngiliz casus romanı yazarlarında Amerika'ya karşı derin bir kompleks vardır. Ian Fleming'le başlayan bu gelenek John Le Carre'yle sürmüştür. Frederick Forsyth da bu kervana katılmıştır.
Bunların eserlerinde CIA hep geri plana atılır, önemsizdir, dünyayı hep İngiliz ajanları kurtarırlar. (Bir de Yahudi asıllı Amerikan yazarı Daniel Silva var, orada da ne hikmetse hep MOSSAD ajanı Gabriel Allon kazanıyor.)
Ben dünyayı dedim, siz tabii "Batı'yı" anlayınız.
Forsyth'ın bir özelliği vardır: Fleming'in kahramanı James Bond dünyayı ele geçirmek isteyen "hayali" kötü adamlarla savaşır (Doktor No, Le Chiffre, Hugo Drax, cart curt), oysa Forsyth her romanında "somut" bir düşmanı hedef alır. Dünya savaşı kalıntısı eski Nazi'lerle başlamış, De Gaulle'ü öldürmek isteyen OAS örgütünden geçerek Saddam, Usame, Taliban, DEAŞ, Çeçenler vb. hepsini sıraya dizmiştir.
Bu son romanında da, İngiliz gizli servisi (dış operasyonlara bakan MI5 miydi MI6 mı yahu?), hem Tahran'ın nükleer tesislerinin bilgisayar kodlarına girip bunu İsrail'e iletiyor ve tesislerin havaya uçurulmasını sağlıyor, hem de Kuzey Kore'nin şifrelerini ele geçirip...
Neyse, sonunu anlatmayalım. Belki çıkınca okursunuz.
***
Fakat Forsyth'ın asıl derdi Putin tabii.
Tayyip Erdoğan'a pek bulaşmamış, "otoriter başkan" deyip geçmiş. Ama Putin'i "vojd" (patron) lakabıyla yerden yere vuruyor. Bu deyimi Stalin için kullanırlardı.
Forsyth kafayı "Türk akımına" takmış. Doğal gaz hattına. Bundan çok korkuyor.
"Mavi akım" ve "güney akımı" projeleriyle Rusya'nın Batı Avrupa'yı "Rus doğal gazı bağımlısı" yapacağını, Türkiye'nin bundan fayda sağlamak için Putin'e destek olduğunu (niçin olmayacakmışız?), bunun mutlaka önüne geçilmesi gerektiğini söylüyor!
Romanda, bilgisayarcı veletin de katkısıyla, geçiyorlar tabii.
Forsyth'ın yaptığı bir "algı operasyonudur"...
Ciddiye alınız, çünkü bu romanları bütün dünyada milyonlarca kişi okuyor.
Türkiye'nin doğru yolda olduğunu bir kere daha anlayınız. Nasıl kuşatıldığımızı da görünüz. Kimi emperyalist not indirir, kimisi dolar kaldırır, kimisi de roman yazar.
YAZININ DEVAMI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hiç uymadı 19 Kasım 2018 | 7.623 Okunma Anlamlı bir ziyaret 18 Kasım 2018 | 8.043 Okunma Muhtaç olduğun belediye 17 Kasım 2018 | 7.123 Okunma Bastır 620 papeli devrimci arkadaş 16 Kasım 2018 | 5.806 Okunma Mavi zavallı 15 Kasım 2018 | 7.547 Okunma
TÜM YAZILARI