ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Kocatepe batarken Genelkurmay Harekat Merkezi...

Sevgili okurlarım, Kocatepe muhribinin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında kendi uçaklarımız tarafından yanlışlıkla bombalanıp batırılması, yakın tarihimizin en ilginç ve acı olaylarından biridir .

Emin Çölaşan
Emin Çölaşan Sözcü Gazetesi
22 Temmuz 2018 | 930

Sevgili okurlarım, Kocatepe muhribinin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında kendi uçaklarımız tarafından yanlışlıkla bombalanıp batırılması, yakın tarihimizin en ilginç ve acı olaylarından biridir. Bu, 44 yıl önce olanları anlatan dördüncü yazım. (Eğer mümkünse, filmin başını görmek için sırasıyla perşembe, cuma ve cumartesi günkü üç yazımı da okumanızı rica ederim.)
Şimdi söz, olay sırasında Genelkurmay Savaş Harekat Merkezi ‘nde görevli olan Pilot Kurmay Albay Behçet Tamuroğlu’nda:
“Genelkurmay Savaş Harekat Merkezi daima hazırlıklı olan ve filmlerde gördüğünüz gibi bir yerdir. Masalar ve duvarlar harita ve cetvellerle doludur. Gerekli haberleşme araçları ve diğer malzemeler vardır. Personeli bellidir ama gerektiğinde her personel çağrılabilir. Savaşın kontrolü buradan yapılır. Burası sığınakta görev yapar. Ayrıca her kuvvet komutanlığının ayrı bir savaş karargâhı vardır. Kıbrıs Harekatı sırasında Kara ve Hava kuvvetlerinin merkezi Genelkurmay’da, ancak Deniz Harekat Merkezi ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda idi. Genelkurmay karargahında denizcilerin bir irtibat subayı vardı. Zaten Kocatepe’nin batırılmasının en önemli nedeni irtibat bozukluğu ve yakın koordinasyon eksikliği olmuştur…
Önce bir anımı anlatayım. Kıbrıs’a ilk çıkan 50. Piyade Alayı Komutanı Albay İbrahim Karaoğlanoğlu’nun şehit düştüğü haberi bana ulaştı. Bu sırada Kara Harekat Merkezi Komutanı Sayın Kenan Evren’di. Zaman kaybetmemek için bütün askeri kuralları atlayarak haberi doğrudan kendisine verdim. Evren ağlayarak boynuma sarıldı ve ‘Eyvah, gitti mi İbrahim’ dedi…
Gelelim Kocatepe olayına. İlk gün çıkarma yapılmıştı. Ufak tefek hata ve eksikler vardı ama bu çıkarmayı Amerikan ordusu da yapsa aynı hata ve eksikler olurdu. Sonra o meşhur konvoy haberi geldi. Deniz keşif uçağının verdiği bilgiler bu Yunan konvoyunun tehlike yaratacağı biçimindeydi. Konvoyda asker ve cephane yüklü yedi sekiz şilep ve bunlara eşlik eden dört muhrip varmış!..
Denizciler konvoyun hem kendilerine ait keşif uçakları, hem de bir denizaltı tarafından görüldüğünü ve kesin olduğunu söylediler. Bu durum harekat merkezinde görüşüldü ve Kocatepe’nin batmasına neden olan o karar alındı…

* * *

Karar şu: Girne önlerinde bulunan üç muhribimizin, Baf bölgesindeki düşman konvoyuna bizim uçaklarla birlikte koordineli taarruza girişmesi.
Ancak muhriplerimiz Arnavutburnu’nu geçmeyecek, daha aşağıya, Baf’a doğru inmeyecekti. Çünkü orasını harp sahası ilan etmiştik. Hesaplara göre Yunan konvoyunun Baf’a ulaşması ertesi gün (21 Temmuz) öğle saatlerini bulacak, bizim uçaklar da buna göre kalkış yapıp konvoy Baf’a yaklaşırken en hassas zamanda, yavaşladıkları zaman onları vuracaktı. Uçaklar vurunca durum Deniz Kuvvetleri’ne bildirilecek, Arnavutburnu’nda bekleyen gemilerimiz Baf’a doğru aşağı inip bunları atmaca gibi avlayacak ve işlerini tamamen bitirecekti. Olay en baştan iki komutan arasında (Deniz ve Hava) böyle planlandı. Ben işin baştan sona tanığıyım…
Önce Deniz Kuvvetleri Adatepe, Kocatepe ve Mareşal Çakmak muhriplerini bölgeye gönderdi. Uçaklarımızın kalkacağı üsler belirlendi ve düşman gemileri için kullanılacak silahlar yüklendi. Kalkış planları yapıldı. Uçaklarımız sırayla kalkıp konvoyu öğle saatlerinde Baf önlerinde yavaşlayınca veya durunca vuracak, gemilerimiz uzakta bekleyecekti. Uçaklara kalkış emri verildi…
Harekat merkezinde dev bir ekran vardır ve bu ekranda Türkiye üzerinde uçan bütün uçakların izini yol yol görürsünüz. Uçaklarımızın gittiği hedefte dört düşman muhribi olduğu bildirilmişti. Düşmanın da radarları var. Uçaklarımız radara yakalanmamak için çok alçaktan uçmak zorunda. Aksi takdirde ateş yerler. Bu yüzden Akdeniz üzerinde on metreye kadar iyice alçalıyor ve bizim radarlarımızdan da kayboluyorlardı…
21 Temmuz 1974 bizim açımızdan şanssız bir gündü. Hava açıktı ama son derece pus vardı. Denizin üzerinde bir sis tabakası vardı. Uçaklarımız birkaç dakika sonra hedefin üzerinde olacaktı. Karargahta korkunç bir sessizlik… Sinek uçsa sesi duyulur. Herkes dua ederek bekliyor…

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER