Bireysel tercih değil, kötü ekonomi yönetimi…
Bir ülkede, ekonomiden adalete, sağlıktan eğitime kadar her alanda tek yetkili olan cumhurbaşkanı, “eve ekmek götüremiyoruz” diyen vatandaşına “abartıyorsun, al şu çayı da keyif çayı...
Bir ülkede, ekonomiden adalete, sağlıktan eğitime kadar her alanda tek yetkili olan cumhurbaşkanı, “eve ekmek götüremiyoruz” diyen vatandaşına “abartıyorsun, al şu çayı da keyif çayı iç” diyebiliyorsa; o ülkede bir bakanın, emeklilerin tuvaleti olmayan otellerde yaşamasını “bireysel tercih” olarak görmesi hiç şaşırtıcı değildir.
Geçen hafta Oksijen Gazetesi’nden Mine Şenocaklı, emekli maaşlarıyla geçinemeyen emeklilerin hayatta kalma mücadelelerini bütün çıplaklığı ile ortaya koyan, vicdanları yaralayan bir habere imza attı. Hem de emeklilerin dramı gelmiş Beştepe’nin burnunun dibine, gözünün önüne kadar dayanmış.
En düşük emekli aylığı 16 bin 881 lira. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 29 bin lira, zorunlu masraflarla yoksulluk sınırının 97 bin lira, çalışan tek kişinin yaşam maliyetinin 38 bin 752 lira olduğu ülkemizde emekli maaşı en yükseğinden olsa ne yazar?
Maaşları hiçbir şeye yetmeyen “kırk satır mı kırk katır mı” seçeneğine mahkum edilen emeklilerimiz tuvaleti, banyosu olmayan ucuz otel odalarına sığınmışlar. Üstelik çoğunun yaştan kaynaklanan ciddi sağlık sorunları da var. Evlerinde rahat etmeleri gereken bir yaş grubu. Ama Şenocaklı’ya...